Ünye, Fatsa ve Perşembede ‘gökyüzüyle birlikte’ ağlıyor…

Ordu’nun tarihe adını yazdıran, türkülere konu olan iki ilçesi, Ünye ve Fatsa, deyim yerindeyse “ağlıyor.” Gökyüzü kapkaranlık… Gökyüzü ne kadar karardıysa, iki ilçe merkezlerinde ve köylerinde de insanların yüreği bir o kadar umutsuz. Birçok ailenin 1 yıllık geçim kaynağı olan ve bin bir emek verilerek hasat edilen fındık, kendi deyimleriyle “Karadeniz’e yüklendi.” Ünye’de, Karadeniz Sahil Yolu’nu bağlayan en önemli köprülerden birinin, Cevizlidere Köprüsü’nün yıkılmasına, aradan 24 saat geçmesine karşın halk bir türlü inanamıyor.

Sel felaketinin yaşandığı Ünye’nin köylerinde yaşayan yurttaşlar “yaşanan bu afetin Allah’tan geldiğini” düşünürken, Ünye merkezde ise durum biraz daha farklı. Ünye’nin merkezinde ise insanlar “yanlış kentleşmeye, Karadeniz’in illerine yapılan HES’lere, ‘bölgenin iklimini gözetmeden temelleri atılan köprülere, sanayi tesislerine’ kızgın. “Bir yere bir şey yapmadan once o yerin özelliğini tanımalısın. Tanımıyorsan, gelişigüzel şekilde bu her bir yanı yeşille ve maviyle süslü ilçenin başına gelen felakete de katlanmak ve bu felaketi üstlenmek zorundasın” yorumları yapılıyor.

Torun: Ulusal iklim politikamız olmalı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun da “Ülke olarak, ulusal iklim politikası geliştirme çağrımızı yineliyoruz. En kısa zamanda, küresel iklim değişikliğine uygun, dünyanın bugünkü durumuna hitap eden ulusal iklim ve çevre politikası belirlemeli ve uygulamaya geçmeliyiz. Kâğıt üzerinde kalmayacak. Programa ve atılacak adımlara ihtiyacımız var” değerlendirmesinde bulundu. İYİ Parti de Genel Başkan Yardımcısı Musavvat Dervişoğlu başkanlığında bir heyeti sel bölgesine gönderdi.

Sellerin üç nedeni

Mimar ve mühendisler, Karadeniz’de günlerdir devam eden, şiddeti ile dereleri yıkan sel felaketinin 3 nedeni olduğuna dikkat çekti:

-Dere yataklarında yapılaşma: TMMOB, imar barışı adı altında dere yataklarına yapılmış yerleşimlere ruhsat verildiğine işaret ederek, derelerin üstleri kapatılarak-dere yatağı betonlaştırılarak suyun doğal yollarla denize ulaşmasının engellendiğine dikkat çekti.

-Karadeniz Sahil Yolu: Selde Karadeniz Sahil Yolu üzerinde bulunan Cevizdere Köprüsü yıkıldı. TMMOB’ye göre, Karadeniz Sahil Yolu’nun oluşturduğu set derelerin Karadeniz’e ulaşmasına engel oluyor. Dolgu alanlarla bölge adete sellere karşı savunmasız hale getirildi.

-HES’ler ve madencilik: Karadeniz’de son 10 yıl içerisinde 203 HES yapıldı. 2017 itibariyle inşaatı devam eden 20 HES projesi bulunuyor. 123 HES de etüt ve proje aşamasında. TMMOB, HES’ler nedeniyle derelerin akış rejiminin bozulduğuna dikkat çekti. Bölgede yoğunlaşan HES ve madencilik faliyetleri nedeniyle doğal bitki örtüsünün de yok edildiğine işaret etti.

Çarpık kentleşme

TMMOB Başkanı Emin Koramaz, “Doğu Karadeniz bölgemizde yılın aynı dönemlerinde yaşanan yağışlarda hep aynı manzaralarla karşılaşıyoruz: Dereler taşıyor, dere yataklarındaki evler sular altında kalıyor ve Karadeniz Sahil Yolu’nun bir bölümü yıkılıyor. Bu durum, yaşadıklarımızın doğal afet değil, plansız ve çarpık kentleşmenin sonucu olduğunu gösteriyor” dedi.

Affın sonu felaket

TMMOB’a bağlı odaların başkanları yaptıkları değerlendirmede, uyarılara rağmen hükümetin gereken önlemleri almadığı için bu sonuçla karşılaşıldığını vurguladılar.

-TMMOB Şehir Plancıları Odası Başkanı Orhan Sarıaltın: Dere yatakları gibi yapılaşılmaması gereken yerler imara açılıyor. Hükümet imar affı çıkararak bunların yasallaşmasını ve artık dönüşümünün imkansızlaşmasını da neden olan uygulamalar yapıyor. Karadeniz Sahil Yolu, alelacele bir şekilde çoğu yerde dolgu şeklinde yapıldı. Dolguyla kıyı bölgesinde yapıldığı gibi düzgün bir altyapıyla yapılmaması da herhangi bir yağış ortamında çok ciddi sorunları beraberinde getiriyor.

-TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Özden Güngör: Geçen sene fındık fiyatı 10 lira civarındaydı fındığın maliyeti zaten 10 lira. Bu felaketten sonra hükümet fındık üreticilerini mağdur etmeyen bir fiyat politikası uygulamalı. 2017 yılında 670 bin ton olan fındık üretiminin aşırı kuraklık, sebepsiz yağmurlar ve fırtına nedenleriyle bu yıl 550 bin tona düşeceğini önceden açıkladık. Dün selin 30 bin ton fındığı denize döktüğünü gördük. Bu durum zaten mevcut olan tarımımızın daha da kötüleşeceğinin, gelirimizin daha da azalacağının işaretidir. Hükümetin şirketlerin yanında değil üreticinin yanında olması lazım.

-TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu: Yıkılan yapılar ve kentleşmenin de olduğu bölgeye baktığımızda su kapma kapasitesi olan bölgelerin imara açıldığını görüyoruz. Öncelikle yapılaşmayı dere yataklarına ve suyu tutacak olan yerlere yapmamak gerekiyor. Yapılan yapılarla birlikte suyun denizle buluşma koşulları engelleniyor. Bu durumda da su önüne kattığı yapıları yıkıp geçiyor. İklim değişikliğine karşı erken uyarı sistemleri oluşturulmalı. Orada yaşayan vatandaşların belki de bir cep telefonu mesajıyla çok hızlı bir şekilde haberdar edilip önceden önlemlerin alınması lazım.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close