AKP İktidarının yolu CHATHAM’dan mı geçiyor… 

Çok ilginçtir önce AKP kurmayları ingiltere’de DPI’yi ziyaret etti ve DPI Oslo’da yaptığı açıklamada çözüm sürecinin yeniden başlaması gerektiğini söyledi… Çünkü AKP iktidarının devamı ancak Kürt oyları ile mümkün..

Şimdi ise Siyasal islamcıları ortadoğu’da  örgütleyen, üreten ve iktidarlara getiren, İsraili kuran, Sevri yazan kurumu ziyaret edip konuşma yapan Erdoğan ve kurmayları daha önce Kılıçdaroğlu’nun ziyaretini ise hainlikle değerlendirirken damat ve tüm tayfasıyla oraya gidip konuşma yapması Erdoğan’ın ne kadar telaş içinde olduğunu gösteriyor…

Acaba Türkiye’de iktidarın yolu CHATHAM’dan mı geçiyor…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İngiltere’de düşünce kuruluşu Chatham House’da konuştu.

Chatham House’daki programda, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Enerji ve Tabii Kaynakları Bakanı Berat Albayrak, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli ile Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın da yer aldı.

Devlet kademesinin üst düzey isimlerinin hemen hepsi Chatham House’daki programa katıldı.

GÜL’E ÖDÜL VERMESİYLE GÜNDEME GELDİ

Peki nedir bu Chatham House?

Chatham House, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e kristal cam ödülü vermesiyle gündeme geldi. Ödülün gerekçesi “Türkiye, Gül’ün liderliği altında sivil demokrasiyi yerleştirmiş, siyasi ve hukuk reformlarını gerçekleştirdi” idi.

Ayrıca Gül, Irak’taki arabuluculuk rolü, Afganistan-Pakistan liderlerini bir araya getirmesi, Türkiye-Ortadoğu işbirliğine yaptığı katkılarından dolayı takdir edilmişti. Tabii Kıbrıs sorunu, AB’yle ilişkiler, Türkiye-Ermenistan ilişkileri gibi konulardaki önemli, yapıcı çaba ve rolü de unutulmamıştı.

Hükümete yakın isimler, AKP içinde henüz kavga yokken, Gül’ün Chatham House’dan ödül almasına ses etmemişlerdi.

KILIÇDAROĞLU KONUŞUNCA TEPKİ GÖSTERMİŞLERDİ

Ne zaman bir muhalefet lideri bu düşünce kuruluşunda konuşma yaptı, o zaman savaş baltalarını çıkardılar.

Mesela hükümete yakın televizyon yorumcusu Fatih Tezcan, CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun Chatham House’daki konuşmasının ardından “ABD Türkiye’ye saldırırken CHP Lideri KK’nın gittiği Chatham House kimlerdir? İsrail’i kuranlardır… Osmanlı’yı yıkanlardır… Ortadoğu’yu parçalayanlardır… Sevr’i çizenlerdir… Kısacası: CHP’nin lideri CHP’nin gerçek kurucularına gidiyor!..” demişti.

Bir diğer hükümet yandaşı Ömer Turan ise Abdullah Gül’ün AKP eleştirilerinin ardından “Sayın Gül, size ödül veren Chatham House’un Osmanlı’yı yıkan, Ortadoğu’yu parçalayan ve İslam dünyasını kana bulayan nifak ve fitnenin merkez üssü olduğunu biliyor musunuz?” yorumunda bulunmuştu. Turan sözlerini “Kraliçe İslamcılarının İslamla zerre alakası yoktur, bunların kabesi Chatham House, Peygamberleri Kraliçe, Tanrıları ise İngiltere’dir” diye sürdürmüştü.

CHATHAM HOUSE TARİHÇESİ

Resmen 1920’de kurulsa da kökleri 1900’lerin başına gidiyor. O zamanki adı “Yuvarlak Masacılar”dı. İsrail devletinin kuruluşuna öncülük eden, Osmanlı’yla, Orta Doğu’yu ilk parçalayan Sykes–Picot haritalarını çizen ve Sevr’i yapan bu masaydı.

Sonradan resmi bir kuruma dönüştürülüp, “Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstütüsü” adını aldı.

O günden beri de dünyanın sorunları ve doğabilecek krizlerin tartışılıp, yönlendirildiği ilk adres oldu.

Türkçesi, bir düşünce kuruluşundan çok, dünyaya yön veren bir merkez…

İkinci önemli özelliği de Exeter Üniversitesi’yle bağlantısı.

Abdullah Gül ve Fehmi Koru’nun eğitim gördüğü bu üniversitenin, İngiliz istihbarat servisiyle bağlantılı olduğu öne sürülmüştü.

Exeter, 2006’da Gül’e, 2007’de de İKÖ Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu’na doktora payesi verdi.

AKP’nin kuruluşu ve Başbakanlığı döneminde (Gül’ün) en yakın dostları, dönemin Türkiye Büyükelçisi Westmacot ile Dışişleri Bakanı Jack Straw, ilk sözleri de, “İlk hedefimiz AB… AB için reformlar sürecek” oldu.

Hatta Gül’ün Başbakanlığı sırasında AB zirvesine kendi imzasıyla gönderilecek “iyi niyet mektubu”nun İngiliz Büyükelçiliği’nde hazırlandığı ortaya çıktı.

Dışişleri Bakanlığı döneminde Türkiye’yi çepeçevre kuşatan AB’nin 3 Ekim 2005 tarihli Müzakere Çerçeve Belgesi’ndeki ağır hükümler üzerine Lüksemburg’a gitmeme kararı alan Gül, yine İngiliz Büyükelçi Wastmacot tarafından ikna edildi. Gül, “son anda ve gönülsüz” bir şekilde Lüksemburg’a gidip, o belgeyi imzalayınca, İngiltere Dışişleri Bakanı Straw’ın, “Hayatımda hiç bu kadar mutlu olmamıştım” demesi de unutulacak gibi değildir.

İLK ÖDÜLÜ KİM ALDI

İngiliz Kraliçesi’nin ilk madalya taktığı kişi Sultan Abdülaziz’dir.

Bundan 100 yıl sonra bir başka İngiliz Kraliçesi ülkemize gelip, Gül’e, “Büyük Şövalye Nişanı” taktı.

Gül de hayatının ilk smokinini Kraliçe için giydi, eşi Hayrünnisa Hanım duygularını, “Kraliçe geldiğinde, aile yakınımız ziyaret etmiş gibi oldu. Akraba gelmiş gibiydi” sözleriyle ifade etti.

Tarihin tanıklığı yeter; Bu İngilizlerin her adımında, her ödülünde, her sözünde bir “keramet” vardır.

Odatv.com

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close