Konumunuz
Ana Sayfa > Köşe Yazarları > Bülent Karagöz > Erdoğan zulmünü yıkacak kadınlar işte bunlar….

Erdoğan zulmünü yıkacak kadınlar işte bunlar….

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun çağrısıyla tüm ülkenin dört bir yanından kadınlar akın, akın Ankara yollarına düştüler.

Türkülerle, zılgıtlarla, halaylarla gelin almaya gider gibi, toy kurmaya gider gibi düştüler Ankara yollarına.

Kalabalıktılar, coşkuluydular, heyecanlıydılar….neden?

Kılıçdaroğlu onları çağırdı… Kadınlar Kılıçdaroğlu’nun çağrısına cevap verdi….

Çünkü onlar bu gidişatı tersine çevirecek en dinamik, en vefalı, en inançlı, en ezilen, en insan ve toplumun en temel taşı kadınlar belki ilk defa dolgu malzemesi olarak değil, bir devrimin harcı, bir isyanın ilk kıvılcımı olmak için çağrıldılar. Tıpkı Kurtuluş savaşındaki mermi taşımaya çağrılan kadınlar gibi…

Seçme ve seçilme hakkı sanki bahşedilen  bir lütufmuş, sanki olması gereke bir hak değilmiş gibi binlerce yıldır ezilen kadın ülkede yok edilen insanlığın yeniden kazanılması için tekrar göreve çağrıldı.

Yani yeri ahırımızdaki  öküzden sonra gelen kadın yeniden mermi taşımaya çağrılmıştı…

Peki bu kadar mıydılar?

Elbette değil…

Bu gidenler sadece örgütlerin personelleri diyebileceğimiz kadınlardı…Cumhuriyet sevdalısı ve partinin askeri kadınlardı, çoğu İl ve İlçe Başkanlarının isteği doğrultusunda şekillenen kadın örgütleri de olsalar, aşkla yola çıktılar.

Ve Genel Başkanın çağrısıyla güle oynaya gittiler, Gandi Kemal çağırmıştı onları…

Evde erinin, çocuğunun hizmetçisi, partide erkek hegomanyasının esiri ve yine erkek bir aklın çağrısı ve coşkuyla gittiler kadınlar….

Çağrı doğru, kitle eksik de olsa, daha gidemeyen işini çocuğunu bırakamayan binlerce kadın vardı ve  harekete geçirilmek istenen kadın enerjisi, erkek bir akılla zemberek gibi kurulmak için gittiler….

Kadın Kolları İl Başkanları emri alınca bir heyecanla sarıldılar işe..

Niye çağrıldılar?

Sebep sadece kadına Seçme ve Seçilme hakkı verilmesi günün anmak değildi elbet..Bir hareketin, bir direncin tohumları ekilmek istendi çok güzel bir başlangıç oldu..Olimposun tepesinden ateşi indirmekti ovalara…

Adalet yürüyüşünde görülmüşti ki, kadın samimiyetle sahip çıkıyordu Cumhuriyete.

Partinin erkek aklı bir fikir öne sürdü ve kadınları o akıl yönlendirdi…

Toplantıda konuşmacılardan sadece bir kadın doğal bir ajite ve  eleştiri yaptı.

Ve o konuşmadan sonra bu ülkede neye ihtiyacımız olduğunu gösteren samimi ve tüm içtenliğiyle yüreklere işleyen bu söylem hepimizi derinden etkiledi.

Kılıçdaroğlu’nun samimiyeti Pakize ana ile kadınlarda karşılık buldu.

Ne Arzu Çerkezoğlu, nede bir başkası salona bu heyecanı veremedi.

Pakize ana konuştuğunda, çakmak taşları birbiriyle çarpıştı ve ateşi tutuşturacak kıvılcımdı bu ve kıvılcımı Pakize kadın çaktı.

Türkiye heyecanlandı, Türkiye coştu, Türkiye bir şeyleri hatırladı….

Ölen çocukların neden öldüğünü sormaya ve kadının söylediklerinin gerçekliği tüm yalınlığı ile insanların yüzlerine bir tokat gibi vurmaya başladı.

Pakize ana bir anda tüm Türkiye’nin anası oldu, yüreği yüzüne vuran bu güzel ana, en güzel, en yalın şekliyle anlattı iktidarın ikiyüzlülüğünü ve riyakarlığını.

 

Bundan sonra oluşacak toplumsal hareket kendiliğinden yeni önderler yaratacaktır. Kağıt üzerinde kurgulanan Kadın kolları İl ve İlçe Başkanlıklarının, koltuk paylaşımlarının yürümediği gün gibi ortada iken, halâ koltuklarını koruma sevdası ile yanıp tutuşanlar bu işlerin böyle yürümeyeceğini anlayacaklar.

Çünkü direniş onların kontrolü dışında gelişecek yani onların hiç ait olmadığı ve akıllarının yetmeyeceği yerlerden  örgütlenecek ve başlayacak.

Hoş zaten onlarda o vakit geldiğinde burada olmayacaklar…Sadece yüreğinde memleket sevgisi olan cesur kadınların ve erkeklerin mücadelenin en ön safında yürüdüğünü göreceğiz…

Pakize annelerin elinde olacak özgürlük bayrakları, acısını bağrından, yüreğinden haykıran yiğit Türkiye kadınlarının yani milyonlarca Pakize ananın elinde dalgalanacak barış, özgürlük ve Cumhuriyet….

Bugün Kılıçdaroğlu’nun davetiyle bir kıvılcım çakıldı ama esas kıvılcımı Pakize Ana çaktı, şimdi sıra tüm kadınlarda bu kıvılcımı bir yangına dönüştürecek sizlersiniz ve önce kendi içinizdeki devrimi gerçekleştireceksiniz.

Ey analar, ey bacılar şimdi CHP saflarında buluşmaya ve biz kendi özgür irademizle buradayız, analar ağlamasın artık diyerek kadın hareketini başlatmak artık sizin elinizde….

Her kentte, her ilçede, her köyde her kadın bir Pakize ana olmalı ve onun gibi seslenmeli, tüm içtenliğiyle onun gibi haykırmalı artık yeter…

Ve bu yurtsever kadınlar oluşturulacak direnişin temel taşları olacaklar, öyle kolay kurtulmayacak bu ülke…

Kemal Kılıçdaroğlu çok önemli bir açıklama da bulundu. 2013’te MİT tarafından, dönemin Başbakanı Erdoğanın önüne konulan bir belgeden bahsetti.

O belgede Zarrab’ın yaptığı işin ileride Türkiye ve ABD ilişkilerine büyük zarar verebileceğinden….

Ve Zarrab’la ilişkisi olan Bakanların yine ileride Hükümeti zor durumda bırakabileceğinden bahsediyor.

Yani 2013’ten bu yana Erdoğan Zarrab’ın ne yaptığını bile, bile o ilişkisi olan Bakanları bugüne kadar korudu. Zarrab’ıda düne kadar ABD’ye nota verecek kadar seviyordu.

Kendisi dahil tüm iktidar mensupları Zarrab için  defalarca ABD’ye gitti. Sırf konuşmasını engellemek için…

Ve hayırsever bir iş adamı olarak ödüllendirilen Zarrab, bugün casus ilan ediliyor. Çok komik değil mi?

Milli damat, önüne bakanların yattığı üç kağıtçı altın kaçakçısı iken, lüks yatından adam dövdürüp viski içerken seyretmesine göz yuman devlet erkanı, bugün onu casus ilan ediyor…

Geçen bir yazımda yazmıştım, sizde onun ortağısınız….

Rüşvet verdiğini itiraf ettiği, suç üstü yakalanan Halk Bankası müdürü Süleyman Aslan, Bakanlar ve bir sürü adam Türkiye’de safahat sürerken, sanki Zarrab bütün bu işleri tek başına yapmış gibi casus ilan ediliyor…

Zarrab vatan haini casusta, ondan rüşvet yiyerek krallar gibi yaşayanlar vatansever adamlar mı yani?

Sadece  AKP’li Bakanlara ve Emine Erdoğan’ın vakıflarına bağış yapmak için mi geldi bu mübarek adam, gökten mi gönderildi….

Bu casus tek başına bir ordu mu idi? Tüm bu casusluk faaliyetini tek başına yapan?

MİT raporunu önüne koymuşlar, seni uyarmışlar ama sen adamı hayırsever iş adamı ilan ettirip kol kanat germişsin, o halde sende mi bu kaçakçı casusun önüne yatanlardansın?

Kılıçdaroğlu çok önemli bir noktaya dikkat çekti. Evet herkes biliyordu ama unutmuştu, şimdi bir gerçek yüzlerine tokat gibi vuruldu….Unutturulmuş olan bu belgenin zamanlama açısından tekrar ortaya çıkartılması Zarrab ile Erdoğan ilişkisini net bir şekilde ortaya koymadı mı? Adam resmen devleti yönetenler tarafından korunmuştu…

Siz bu işi başından beri biliyordunuz, hangi sonuçlar doğuracağı belliydi ama  inat ettiniz, para tatlıydı, Allah verdikçe veriyordu ve hayat sizler için çok güzeldi…

Cennet ayağınıza gelmişti…Ve sizler Zarrab ile kirli ilişkiler içindeydiniz…

Kılıçdaroğlu bir çağrı yaptı yargıya;

Namuslu Hakimler savcılar göreve, Zarrabı aklayanları meslekten atın…..

Rüşvet yiyenleri, hırsızlığa ve ihanete ortak olanları ucu nereye giderse gitsin yargılayın….

Temiz toplum olmak temiz yargıya yani adalete sahip olmaktan geçer, bunu gösterin…

Madem namuslu insanlarsınız mecliste araştırma komisyonu kuralım, yok olmaz, her zaman olduğu gibi kıvırıyorsunuz, hadi oradan üç kağıtçılar, yüzünüzün ar damarı çatlamış sizin..

İşte bundan sonraki süreçte, özgür kadınlar, özgür erkekler özgürlük isteyecekler, namuslu bir ülke isteyecekler, kendi özgür iradeleriyle, en önde yürüyen Pakize analarla…

Erdoğan ve tayfasının gözlerinden öperek devrimi gerçekleştirecekler, AKP zulmünden memleketi kurtaracaklar.

Hoşçakal yarın.

Posted by Bülent Karagöz on Tuesday, 5 December 2017

Comments

comments

Bir Cevap Yazın

*

Top
Close