Konumunuz
Ana Sayfa > Köşe Yazarları > Ali Doğan > Barış Akademisyenleri ve Zarrap – Eyyy ‘Adalet’

Barış Akademisyenleri ve Zarrap – Eyyy ‘Adalet’

Barış Akademisyenleri ile Zarrap davasının ne alakası var kardeşim demeyin.
Var.
Gerçekten var.
Nasıl bir bağ kurulur peki ikisi arasında? Söylüyorum;
Dört gündür ülkemizin olmasa da dünya gündemini epey meşgul eden Be kamuoyunda Zarrap davası olarak bilinen dünya siyaset tarihinin en büyük rüşvet ve yolsuzluk davasını izliyoruz. Verilen milyonlarca dolar, Euro rüşvetler, hediye diye gönderilen paralar, altınlar, delinen ambargo ve uluslararası illegal ticaret ağı ve daha neler neler. Savcısı, jürisi, hakimi yargılama heyeti bile okurken yoruluyorsa burada bizim yazıp çizmemiz boş laf dostlar. Ki hoş bizim ‘adalet’ bakanına göre hepsi Fethullah’çı.
Harward’da doktora yapmışsın hukukta ne önemi var.
Bizde bir Bekir Bozdağ var ki adalet ancak onunla mülkün temeli.
Şimdi günlerdir sürekli yeni belgeler, doneler, veriler çıkıyor ortaya.
İddianamede geçen bir kesit dikkatimi çekti.
Yine hiçbirimizin hayatı boyunca görmediği be öyle zannediyorum ki göremeyeceği meblağda bir para transferi gündemde.
Adres Dubai.
Zarrap Dubai’den milyonlarca dolarlık buğday ticareti yapıyor. Bu ticareti de Türkiye’deki iktidar sahipleri onaylıyor. (Tabi belli bir komisyon karşılığında!) Tıpkı milyar dolar bütçeyi bulan altın ticareti ve deniz ulaşım şirketleri gibi.
Şimdi şöyle bir durum var.
Öncelikle Dubai’de buğday yok. Ama kara para aklamak ise mesele yani illegal bir parayı yasallaştırmak için ülkeler arası transfer ve dönüşümünde mutlaka bir ticari ürün ile eşleştirmek zorundasınız. Dubai’den buğday çıkarırlar, kuzey kutbundan ananas, Güney kutbundan muz, Antarktika kıtasından kivi falan da getirir bunlar. Tropikal bunlar kutupta ne işi var kardeşim diye sorarasanız darbeci, terörist ve dış mihrak ajanı olursunuz. Siz böyle kaçak göçek işlerle bu haramilere biraz paranın ucunu gösterin, gezegenler arası ticaret bile yaparlar. Nasıl olsa don lastiğinin bile ithal olduğunu sorgulayan hesap soran bir halk yok karşısında.
O yüzden Nasrettin Hoca misali parayı veren düdüğü ‘çalıyor’ memlekette.
Şimdi gelelim akademisyenlere.
Ne alakası mı var?
Bakın dostlar; Dubai’den buğday çıkaran kafa, 6 ayda binin üzerinde insanın katledildiği, yüzbinlerce insanın zorunlu göçe tabi tutulduğu yine binlerce evin yıkıldığı bir süreçte “Bu suça ortak olmayacağız!” diyen yüzlerce akademisyene terörist diyor, elinden ekmeğini alıyor, yetmiyor özgürlüğünü alıyor. Ve hala da yargılıyor. O kafa işte bu kafa.
Şimdi vicdana sesleniyorum;
Dubai’den buğday ne kadar çıkarsa evet akademisyenlerimiz de o kadar teröristtir.
Bunu neden söylüyorum?
Akademisyenlerimizin bize bir mesajları var.
Diyorlar ki; Barışı, adaleti, hakikati, insan haklarını, özgürlüğü savunmaktan vazgeçmeyeceğiz!
Omuz omuza #SözBarışın demek için herkesi 9’da Çağlayan’a bekliyoruz!
Evet. Aslında çok da şey istemiyorlar. Haklarını, olması gerekeni istiyorlar.
Bu bir talep değildir.
Bu haktır. Ve alacaklar, alacağız.
Bugün saat 9’da yargılanıyorlar.
Bizler muhtemelen Zarrap’ın kutusundan 500 çıkar mı diye düşünürken onlar barış bildirisine imza attıkları için yargılanıyor olacaklar. Hocalarımız tabi ki yalnız değildir.
Ama yanında olmak da yetmiyor.
Güç vermek lazım.
Destek vermek lazım.
Omuz vermek lazım hem de hiç olmadığı kadar.
Bugün onları yargılıyorlar evet. Fakat bu onların suçlu olduklarını değil, güçlü olduklarını gösterir. Haklı olduklarını gösterir.
O iddianame belli ki hiç okunmadan düpedüz adeta bir komutla yazılmış.
Tanımıyoruz elbette.
Hocalarımıza güveniyoruz.
Bize söz verdiler çünkü.
Geri dönecekler.
Onlar geri döndüklerinde, bu haramiler çoktan gitmiş olacaktır zaten.
İstanbul’da olan dostlar. Bugün sabah saat 9’da Çağlayan adliyesinde olun.
Orada nasıl başaracağımızı, kimlerle başaracağımızı göreceksiniz.
Ve inanacaksınız.
Şimdi biz sustuk;
#SözBarışın

Comments

comments

Bir Cevap Yazın

*

Top
Close