Konumunuz
Ana Sayfa > Köşe Yazarları > Bülent Karagöz > Her şey var bu tiyatroda, ihtiras, hırs, din, sömürü, soygun, ihanet, aşk ve sahne Türkiye…

Her şey var bu tiyatroda, ihtiras, hırs, din, sömürü, soygun, ihanet, aşk ve sahne Türkiye…

ABD; Erdoğan’ı yine kandırdı. Geçen haftaki Trump’ın sosyal medyadan, devraldığı miras ve Ortadoğu da ki barışın sağlanması konusunda  Erdoğan’la telefon görüşmesi yapacağını ilan etmişti.

Bununla beraber buraya hiç girmemeliydik diyerek, yaşanan maddi kayıplarını öne çıkaran, insan kaybına da ayıp olmasın diye usülen değinen bir şeyler söyledi.

ABD’nin derin devletinde bir çatlak olduğunu,Trump’ı iktidardan düşürmenin peşinde olan bir grup olduğunu biliyoruz. 

Trump’ın yaptığı kendisinden çok önce başlayan BOP projesinin başarısızlığının faturasının kendisine kesilmesi girişimlerini savuşturmaya çalışmak. ABD’nin muhalif derin devletinin hamlelerini, çeşitli manevralar ile etkisizleştirmek…

Tabi bunun faturası sadece Trump’a kesilmek istenmiyor, büyük ölçüde Eş başkan olduğunu söyleyen Erdoğan’da nasibini alıyor. Zaten sadece söylemde kalan ABD karşıtlığı, bu durum karşısında ki çaresizliğini gösteriyor.

Ortadoğu da Suudlar, Katar, BAE ve Küveyt önce Mısır’da yenilgiye uğrayan, Amerikan ve İsrail patentli siyasal islamcılığın, Suriye yenilgisi ile tamamen çökmesi sonucunda, işledikleri insanlık suçlarının ve efendilerinin onlara verdiği görevi yerine getirememenin bir bedeli olduğunu biliyorlar ve ödemeye başladılar.

Tabi Erdoğan’da eş Başkan olarak, kurduğu büyük Ortadoğu Kraliyet ailelerinden biri olma rüyalarının bittiğini gördü. Mısır’da ki Mursi durumuna düşmekten  kurtulmak için çeşitli manevralar yapmaya çalışırken, umutsuzca ABD ile diyalog kurmaya çalışıyor.

Başbakan ve Bakanlar içeride haykırıp kükredikten sonra ABD’ye uçuyorlar ve oradan dönüşte çok verimli geçti dedikleri görüşmelerin tam aksine eylemlerle karşılaşıyorlar. Yani kandırılıp, kandırılıp geliyorlar…

BOP çöktü, haliyle çöken projelerinde kadroları çöpe atılır, çünkü başarısız oldular. Bu oyunu Rusya ve doğu blok’u kazandı. Trump’ta bunu itiraf etti zaten…

Siyasal İslamcıların egemenliği altına giren Müslüman ülkeler şimdi zorunlu bir rönesans yaşayacaklar ama iktidarda kalmaya çalışan radikaller bunu kontrollü bir aldatmaca ile yaşanıyormuş gibi göstermeye çalışıyor. Suudlar da olduğu gibi…

ABD’nin derin devleti Trump’ıda kurbanlar listesine dahil etmeye çalışıyorken, diğer yandan da, Türkiye’deki çıkarlarını ve egemenliğini koruma derdine de düştü ..

Çünkü BOP yenilgisinin baş sorumlularından bir olarak gördükleri Erdoğan ile devam edemeyeceklerini, Türkiye’deki kirlenmiş ve artık hiç bir zaman güvenemeyecekleri bir iktidar ile çıkarlarını koruyamayacaklarını biliyorlar. BOP ile birlikte siyasal islamcı liderler de çöpe atılacak…

Peki Erdoğan bu durumda ne yapıyor ve ne yapacak?

Erdoğan Rusya ile yakınlaşma çabaları, Esad’a eli kanlı diktatör Esed derken, yeniden kardeşim Esad pozisyonlarına dönmek, Orta doğuda asker konuşlandırmak, radikal gruplarla ilişkilerinin devam etmesi, Türkiye’yi onların merkezi durumuna getirmesi, Kürtlerle önce masaya oturup ardından, sürekli kavga halinde olması, ekonominin bitmesi vs.. bir çok konuda aşamayacağı setler çekilmiş durumda..

Birbirine tezat o kadar karmaşık denklemlerin içinde kalan Erdoğan’ın çözüm üretmesi imkansızdır.

Yani dün başka, bugün başka, yarın başka konuşmanın ve farklı tavırlar içinde olmanın, istikrarsız devlet idaresinin, devlet adamlığından ve geleneklerinden uzaklaşmanın elbet bir bedeli var.

Yenildiniz kardeşim, yenildiniz, kurduğunuz kumpaslar patladı… 

Hem radikal islamcılarla işbirliği yaparak, hem Rusya ile dost olamazsınız örneğin. Ülke içinde siyasal islamı yaygınlaştırıp örgütleyen anlayış, diğer yandan nefret ettikleri Atatürk’ü ağızlarına dolayarak bunu gizlemeyi başarabilir mi? Kim inanır?

Yani can düşmanları olan siyasal islamı, Rusya müttefik olarak görebilir mi?

Hayır, sadece geçici bir süre çıkarları doğrultusunda ilişki kurarlar sizinle, ne zamana kadar? çıkarlarına daha uygun bir iktidarı bulana kadar…

Rusya gibi ülkeler siyasal islamın dünyanın her yerinde ABD gibi emperyalist ülkelerin hizmetinde olduğunu bilmiyorlar mı yani?

Dünyanın en güvenilmez liderleri arasına girmiş, daha önce bunun örneklerini yaşamış olan birisi ile ne denli sağlıklı ve güvenli bir ilişki kurarlar sizce? Kaldı ki daha bir çok neden var, konu ile ilgili…

Ayrıca Reza Sarraf davası ve Kılıçdaroğlu’nun bugün açıklayacağı belgeler ile tamamen itibarı tükenmiş bir Erdoğan görecek dünya.

Kılıçdaroğlu tarihsel bir misyon üstlenmiş durumda, toplumsal muhalefeti örgütlemek ve ülkede toplumsal barışı sağlamak adına büyük bir yük var omuzlarında…

Bugün bunun bir anlamda sınavlarından birini veriyor…Bunu başarırsa çok önemli bir adım atmış olacak ama, daha sırada bekleyen yapacağı çok iş var…

Aslında tüm dünya biliyor ama, deşifre edilecek iyice… Bir uçak bileti için istifa eden Bakanlar varken, hiç bir etik olguya sığmayan bu kadar kirliliği kim kabul edebilir, yandaşlardan başka?

Bunun yanında Işid petrollerinin ticareti, terörist gruplarla kirli ilişkileri deşifre olacak olan bir ülkenin lideri tüm dünya tarafından dışlanmak zorundadır. Tüm ailesi ile yolsuzluk batağına saplanmış ve bu kirlilik sere serpe ortaya dökülmüş bir lider ülkeyi ancak diktatörlükle yönetebilir, oda nereye kadar?

Türkiye’yi bir çatışma içine çekme çabaları, SADAT ve benzeri örgütlenmeler, bu alanlara sınırsız kaynak aktarımı da Erdoğan’ı kurtarmaya yetmeyecektir.

Bir ülke liderini düşünün ki, 18 adası işgal altında ve bunda birilerinin parmağı olduğu açık, saçık görünürken, vatanseverliği ve milliyetçiliği bayrak etmişken, topraklarının işgaline nasıl seyirci kalabilir?

Bir defa bu başlıca iktitardan indirilme nedenidir… İşin ilginç tarafı Genelkurmaydan da hiç bir girişim yok. Bu Yunanlılardan doğan bir korku değil, bu bir başkasından duyulan korkudur. Kıbrıs’la beraber girilen bir pazarlığın sonucu olabilir mi?

İyice köşeye sıkışmış iktidarın gittikçe saldırganlaşacağını göreceğiz, genel seçimleri öne almak veya sıkıyönetim ilan etmek onları kurtaracak bir pozisyon olarak görünmüyor. Artık yapılan hiç bir şeyin örtülecek hali kalmamış. Suçlu olduklarını bile, bile gideceklerini bile, bile saldırganlaşarak ve ülkeyi bir çatışmanın içine çekerek kurtulma çabası içindeler ama bu iş bitti.

Kendi içinde, kendisiyle çatışan, aslında paramparça ve kendi içinde liderine hiç güvenmeyen bir acayip iktidar var Türkiye’de.. Her an bir iç ayaklanma da çıkabilir…

Dünyanın böyle bir şeyi kabul etmesi de, mümkün değildir zaten… Dünyanın reddettiği bir liderle yönetilemez ülke..

Türkiye önümüzdeki günlerde çok şeye gebe.. Mısır’da camiye yapılan saldırı, Türkiye’de Alevilerin evlerinin işaretlenmesi, aslında neler olabileceğinin bir habercisidir.

Ama siyasal İslam tükenmiştir, bu ülke de bununla yüzleşecek ve Erdoğan gidecek. Belki umduğumuzdan daha yakın bir zamanda, belki yarın, Erdoğan şimdi tabuta rövaşata atmaya çalışıyor.

Hoşçakal yarın….

 

 

Comments

comments

Bir Cevap Yazın

*

Top
Close