Konumunuz
Ana Sayfa > Siyaset > Yani hep söylüyoruz ya, yok aslında farkınız….. 

Yani hep söylüyoruz ya, yok aslında farkınız….. 



 

 



 


 

Fetö ihanetinden sonra ”Allah bizi affetsin” diyerek, aslında ülkeye olan ihanetini de itiraf etmişti Erdoğan.

Ama öyle af dileyince ihanet affolur mu?

Akan kanların, ölen gencecik çocukların hesabı kimden ne zaman sorulur.

Ülkeyi terör örgütlerinin yuvası haline getiren, okulları karanlık cemaatlerin mürid yetiştirme merkezine dönüştüren ve hala aynen devam edilen Fetö programı değil mi?

Fetö kazansaydı sanki farklı bir şey mi yapacaktı?

O da Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı sende….

Oda toplumu dönüştürecekti sende aynısını yapıyorsun.

Oda çağdaşlığa, aydınlığa düşman sende.

Önce beraber yağmaladınız memleketi, şimdi aynı yağma devam ediyor, sanki soygun durdu mu?

Kozmik odaya beraber girmediniz mi?

Ergenekonu, Balyozu beraber tezgahlamadınız mı?

Yani hep söylüyoruz ya yok aslında farkınız…..



Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’da Şehir ve STK Zirvesi’nde konuştu. Erdoğan, “Biz bu şehrin kıymetini bilmedik. Biz bu şehre ihanet ettik. Hala da ediyoruz. Ben de bundan sorumluyum” dedi

İstanbul’da Şehir ve STK Zirvesi düzenlendi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirvede bir konuşma yaptı.

Erdoğan, “Kadim şehirlerin en önemli güzelliği, ana karakterlerini kaybetmeden yeniyi bünyelerinde eritmesi, özlerinden katarak yeniden yoğurmasıdır. İstanbul bu açıdan gerçekten müstesna bir şehirdir. Ama biz bu şehrin kıymetini bilmedik, biz bu şehre ihanet ettik, hala da ihanet ediyoruz, ben de bundan sorumluyum” dedi.

Erdoğan şunları söyledi:

Burası (İstanbul), Fatih Sultan Mehmet Han’dan beri ilmin, kültürün, siyasetin, sanatın ve ticaretin payitahtı olmuş bir şehir. Bugün de İstanbul onca yaşadıklarına rağmen halen ayaktadır. Türk-İslam medeniyetinin kalelerinden biri olmayı sürdürmektedir. İşte belediye başkanı olduğum zaman 8 milyon nüfus, şimdi 15 milyon nüfus… Böyle bir şehir. Dünyada eşi benzeri olmayan nadide şehirlerden bir tanesi.

Bizler çoğu zaman elimizdekinin kıymetini ancak onu kaybedince anlıyoruz. Ecdadımızdan tevarüs ettiğimiz her biri başlı başına bir hazine olan emsalsiz değerlerin hakkını yeterince veremiyoruz. Bunun en bariz görüldüğü alanların başında şehirleşme ve mimari geliyor. Son yıllarda şehirleşme noktasında ciddi sorunlarımızın olduğunu, eksiklerimizin, hatalarımızın olduğunu daha önce defaatle birçok toplantıda ifade ettim. Estetikten, incelikten ve köklü medeniyet değerlerimizden yoksun tekdüze bir mimari anlayışının giderek yaygınlık kazandığını görmekten üzüntü duyuyorum. Adeta kibrit kutularının ölçülerini aşacak şekilde benzer taş yığınlarının olduğu bir şehir, bu bizim medeniyetimizde yok. Şehirleri birbirinden farklı kılan, ayıran, bu ayrılıklardan güzellikler çıkaran ayrıntılar birer birer yok oluyor. Maalesef maddi kaygılar birçok hassasiyetin önüne geçiyor.

Bizim evlerimiz genişlese de gönüllerimiz daralıyor. Bu çok önemli. Binalarımız yükseldikçe ufkumuz kararıyor. Şehirlerimiz giderek milyonlarca insanın hep birlikte yalnız olduğu yerlere dönüşüyor. Eşyanın hakimiyet kurduğu, bencilliğin arttığı, gösteriş, şatafat ve hamiyetsizliğin yaygınlaştığı bir dönemde yaşıyoruz. Ne yazık ki böyle bir şehir atmosferinde sevgi de merhamet de hoşgörü ve tahammül de giderek azalıyor, adeta insanın kimyası bozuluyor. İnsanı ve tabiatı merkeze almayan hiçbir projenin ne kadar albenili olursa olsun benim gözümde hiçbir değeri yoktur.

Zekata muhtaç olanların olmadığı bir toplumu inşa etmemiz lazım. Sadakaya muhtaç olanların olmadığı bir toplumu inşa etmeliyiz. Hatta hatta dünyanın değişik yerlerinde bunun olmadığı bir insanlığı, dünyayı inşa etmemiz lazım, varsa da bugün olduğu gibi elimizin oralara uzandığı bir dünyayı inşa etmeliyiz.​

BELEDİYELERE MESAJ

Türkiye’de belediyeler iktidar olmanın ve iktidarda kalmanın kilididir. Çünkü demokrasi, yerel yönetimlerde, belediyelerde başlar. Yerel yönetim eğer bu yanıyla güçlü değilse hiçbir partinin iktidarda başarı şansı yoktur. 2019 yılı için de bu durum aynı olacaktır. Mart ve kasım ayları… 2019 yılındaki diğer seçimlerin anahtarı mart ayındaki mahalli idareler seçimidir. Biz hazırlıklarımızı bu anlayışla yürütüyoruz. Milletimizin bizden beklentilerinin farkındayız. Bugüne kadar daima milletimizin verdiği mesajları doğru okuyan, yorumlayan ve buna göre adımlarını atan bir parti olduk. Kuruluşundan bu yana kendisiyle yarışan, başarı çıtasını sürekli yükselten bir hareket olarak, bir dava olarak bizim bırakın geriye gitmeye, yerinde saymaya dahi tahammülümüz yoktur.

Comments

comments

Bir Cevap Yazın

Top