Konumunuz
Ana Sayfa > Köşe Yazarları > Bülent Karagöz > Eskiden beri izlediği yol, iktidarda kalmak için her yol mübah….

Eskiden beri izlediği yol, iktidarda kalmak için her yol mübah….



 



 

Erdoğan izlediği yöntemlerle, (politika diyemiyorum çünkü buna denmez) her geçen gün daha da çıkmaza giriyor.

Dış Dünya, AB tamamen Erdoğan’ı reddeder bir durumdadır.

Kendi anlık durumuna göre kararlar veren Erdoğan, tutarlı olmayan, güvenilmeyen ve hiç bir anlaşmaya sadık kalmayan profili ile artık söyledikleri hiç bir ülke tarafından ciddiye alınmıyor.

Yani Dünya Lideri sıfır sorun diyerek, çıktığı yolda Ortadaoğu’da dinsel ve ticari hırsları sonucunda, modern dünya ile ilişkilerini bitirdiği gibi, dindaş olduğu 3. dünya ülkeleri ile de düşman olmayı başarmıştır.

Mısır, Katar, Afganistan üzerinden Radikal dincilerle çok yakın ilişkileri, Kuzey Irak’ta Barzani ile ticari bağı, Ülke çıkarlarını değil kendi ticari çıkarlarına göre, değişken hareket etmesi onun tüm saygınlığını ortadan kaldırmıştır.

 Dünya Erdoğan’ı tanımıyor ve teröre destek veren yani radikal dinci unsurları bünyesinde barındıran, dışarıdaki varlıklarını destekleyen bir terör hamisi olarak görüyor.

Dolayısıyla giderek bozulan uluslararası ilişkiler sonucunda ve Ortadoğu daki enerji nakil işlerinden kişisel çıkar elde etmek üzere Radikal İslamcı unsurlarla hareket etmesi onu bataklığın ortasında bırakmıştır.

İdlip macerası da böyledir.

Suriye, Erdoğan’ı kendi sınırları içinde konuşlanmasını istemiyor. Bölgede kalan teröristleri temizlemek için girdim söylemine zaten dünyanın hiç bir ülkesi inanmıyor. Hatta burada sıkışan teröristler için can simidi olacağını düşünüyor.

Rusya, Suriye’yi  işin başından bu yana desteklerken, hiç beraber hareket etmediği Erdoğan’ın böyle bir çıkışına neden izin verdi? nereye kadar izin verecek?

Çok uzun süreli olmayacaktır.

Daha çok yakın zamanda İran’a savaş ilan etme noktasına gelen Sünni radikal islamcı Erdoğan, Şii İran ile müttefik olabilmesi ve kalabilmesi mümkün değildir.

Çünkü desteklediği radikal unsurlardan Erdoğan hiç bir zaman vazgeçmeyecektir. Artık bu unsurlar onun bir parçasıdır.

Kısacası Erdoğan dış Dünyada tanınmıyor. ABD baskısı Katarı da uzaklaştırdı ve Katar emirinin bile  mesafeli durduğu bir Erdoğan kaldı ortada.

Öyle görülüyor ki, Müslüman Kardeşler, Işid ve El Nusra, ÖSO ( ÖSO her ne kadar ABD tarafından tanınsa da çok yakında bu değişecek) gibi unsurlar ile ilişkileri yakında Erdoğan’ı terörist olarak ilan edilmesi için yeterli olacaktır.

Dolayısıyla Türkiye terörist devlet konumuna gelmiş olacaktır. 2 ay önce de yazdığımız gibi ABD bunu yapmaktan çekinmeyecek, vize uygulaması bunun bir göstergesidir.

İdlib bu planın bir parçası olacak gibi. Suriye toprak bütünlüğünü ve iç işlerinin mahremiyetini öne sürerek Türkiye’yi bölgeden çıkmaya zorlayacak ve Erdoğan direnmeye çalışsa da, tüm dünyada işgalci durumuna düşecektir.

Oysa Yunanistan tarafından işgal edilen 18 ada için hiçbir girişimde bulunmayan Erdoğan’ın zaten, Kürtleri ve teröristleri bahane ederek Suriye’ye müdahelesinin  hiç bir haklılık gerekçesi olmayacak. Özerklik bir ülkenin iç meselesidir ve toprak bütünlüğüne müdahele savaş sebebidir.

Erdoğan Suriye ile gireceği savaşta Rusya ile çatışmayı göze alamaz, Rusya onu Kürtlerin ABD’ye yaklaşmamaları için tehdit unsuru olarak kullanacak ve çöpe atacak.

Yani Erdoğan cihatçıları yani teröristleri de alıp bölgeden çıkmak zorunda kalacak. Eğer o zamana kadar iktidarı devam ederse tabi.

Erdoğan her an iktidardan düşebilir. 

Dışarısı böyle berbat, ama içerisi ondan berbat, beter bir durum.

Şantajla Belediye Başkanlarını istifaya zorluyor. Ne ile şantaj yapıyor?

Hırsızlık ve yolsuzluk dosyaları ile…..

Peki hırsızlık varsa ki var? Bu güne kadar neden yargıya taşımadınız? 

Ya da istifa ederlerse hırsızlıkları neden gündeme gelmeyecek?

Ortak mıydınız? Sanırım bu sorunun cevabını tüm Türkiye biliyor.

Belediye başkanlarından sonra sıra kime gelecek?

Aslında bu Diktatörlüğün resmi ilanıdır.

Kanun, yasa Erdoğan’ın iki dudağının arasından çıkandır. İstediği kişiyi bir anda vatan haini ilan edip, çarmıha gerdirebilir, istediği insanı peygamberlik makamına kadar yükseltebilir.

Giderek kaybettiği halk desteğini yerini, diktatörlük yasalarına bırakıyor. Yani Sultan hazretlerinin ağzından çıkacak kelama..

Ama AKP içinde ciddi bir duruş oluşmakta, artık AKP’deki hiç kimse Erdoğan’a güvenmemektedir. Çünkü bir sabah kalktığında şu adamların kellesini getirin bana demeyeceğinin garantisini kimse veremez.

Kullanmak istediği ve yaratmak istediği otorite ters tepiyor. Karizma çizildi, zaten kimse de bu çıkışlarını savunamıyor. En yakınındakiler dahi kendi geleceklerinden endişeli bir şekilde cellat ne zaman kapımıza gelecek diye beklemekten kurdeşen döküyorlar.

Ama gitgide Erdoğan, hem dışarıdan, hem içeriden daraltılan çember yeni çılgınlıklar yapmasına neden olabilir ama şu görülüyor ki, Erdoğan hiç bir seçime giremez ve de kazanamaz.

İktidarda kalmasının tek yolu sıkıyönetim ve diktatörlüğünü ilan etmek, o da bunu yapıyor.

Ama karşısında onun eski kutlu yol arkadaşları da boş durmuyor. Şimdi odun taşıdıkları ve hep birlikte yarattıkları cehennemde insan yakacaklar. 

Hoşçakal yarın…. 

 

Yoluna bok döktükleri adalet onlara da lazım olacak…

Comments

comments

Bir Cevap Yazın

Top