Konumunuz
Ana Sayfa > Köşe Yazarları > Bülent Karagöz > Tekbirlerle, genelevleri beyaza boyayarak sattılar memleketi Amerika’ya…

Tekbirlerle, genelevleri beyaza boyayarak sattılar memleketi Amerika’ya…



 

 

 



 

 



 

Komünistler Moskova’ya diye haykırarak Amerika’nın 6. filosunun askerlerini ”yanke go home” diyerek denize döken solcu gençlere polisle beraber saldırıyorlardı.

O dönemin islam’cı, sağcı, milliyetçi, muhafazakar yine Osmanlı hayranı gençleri…

Ele başı İsmail Kahraman ve onun gibiler…

Bu islamcı, milliyetçi gençler Adnan Menderesi çok severdi…

Adnan Menderes’te Amerikalı Conileri çok severdi.

Hatta o kadar çok severdi ki, 6. filo askerlerine jest olarak, İstanbul’da ne kadar kerhane ve randevu evi varsa Amerikan askerlerine eksiksiz hizmet versinler diye boyatmış, pezevenk ve orospulara özel emirler vermiş, conileri memnun edin, şikayet istemiyorum demişti…

Hatta Bezmi-Adem Valide Sultan camii’ne ”Welcome” mahyası asarak, islamcıların ABD ile kol kola mutlu yarınlara yürüyecekleri mesajı verilmiş oldu. 

İsmail Kahraman gibiler, onlara Menderes’ten miras kalan bu Amerika sevgisinin karşısında hiç boş durur mu? Amerikan 6. filosunu kıble yaparak o islamcı, milliyetçi Türk gençlerine, namaz kıldırmıştı.

Amerikanın Türk islam sentezi projesinin Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarını cepheleştiren ve ABD karşıtı yurtseverleri polisle beraber kalleşçe öldüren katilleri yarattı…

Bu hareketin içinde Abdullah Gül ve İsmail Kahraman’da vardı…

Kıble nere gardaş? Aha işte cahil, kıblemiz 6. filo diyor ve tapıyorlardı hep beraber Amerikan zırhlılarına, Babaları Menderes’in ruhuyla beraber…

Bayrağa saygı toplantıları yaparken Türk Bayrağını yırtan ABD askerlerine taparlardı.

Bugün, İncirlik camiinde Kuranı yırtan, camiyi pisleten ve Türk askerinin başına çuval geçirmelerini görmezden geldikleri gibi o günde ABD askerlerinin kadınlara tacizini ve bayrak yırtmasını hiç önemsemediler ki, zaten dertleri vatan, bayrak ve namus değildi.

Yani İsmail Kahraman gibi adamlar o günden bu güne hiç kıblesini değiştirmedi. 6. filo ne yandaysa kıble o yandaydı.

Sloganlarıda hep aynıydı, Komünistler Moskova’ya derken, onlar Amerika’ya doğru domaldılar hep….

Sadece kendileri olsa iyiydi, ama ne yazık ki Türk halkını da domaltmış oldular hep beraber….

Conileri pek bir memnun ettiler..

Hani ne istediniz de vermedik diyor ya Erdoğan, ta o zamandan beri ne istediyse veriyorlar Amerikalı Conilere…

Üstadları Menderes verir de, vermez mi arkadan gelen çıraklar….

Amerika’da onları Cumhurbaşkanı yaptı, Başbakan yaptı, Meclis Başkanı yaptı, Orduların Komutanı yaptı ve onlar ABD zırhlılarını Kabe yapmaya devam ettiler…

Üs istediler verdiler, uçak fabrikasını kapat dediler kapattılar, sana faizle para verelim dediler aldı. Pek bir Amerikancı millet olmuştu islamcı, milliyetçi, muhafazakâr Türkler.

Marshall yardımı ve Truman doktrini ve yapılan ikili anlaşmalar ile de zenginleşmiştiler. Amerika el altındanda para veriyordu…

Solcu çocukları Komünist vatan haini olarak damgalayan bu satılmışlar, yeri geldi evlerine yaptıkları kalleş baskınla telle boğdular, yeri geldi karanlık sokaklarda pusulara düşürdüler, yeri geldi 1 Mayıslarda, eylemlerde kontrgerilla olup onlarcasını katlettiler…

Ama arkalarında hep devleti yönetenlerin kirli Amerikancı eli, o yurtsever vatan evlatlarını idealleri ile birlikte öldürdüler.

Ve vatanı o günden bu güne parsel, parsel sattılar bu Amerikalı Conilere.

Allah, Allah deyip tekbir getirerek ve Komünistler Moskova’ya diyerek….

Nato dediler Orduyu’da teslim aldılar ve İktisadi, siyasi her alanda derin derin nüfuz ettiler…

Onlar istedi ordu darbe yaptı, onlar istedi fabrika yağ vermedi piyasaya, onlar istedi Birinci sigarası dahi çok görüldü bu halka…

Oysa her şeyimiz vardı fazla, fazla ama bize yoktu. ABD ajanları yönetiyordu ülkeyi…

Politikacıların, Generallerin ve gelecekte dahi Türkiye’yi yönetmek isteyenlerin Kâbesiydi Amerika ve sırası gelen gider, yüz sürüp, el öpüp  gelirdi.

Ülkesini onlara pazarlayacağı sözünü verip gelirdi, Manda’cılık değilde neydi bu…

Türkiye hep faiz öderdi ve Türkiye hep borçluydu.

Türkiye onca zeytinine, onca ayçiçeğine rağmen yağ sıkıntısı çekerdi, içecek sigara bulamazdı , tütün bolluğunda…

Ve Amerikanın katı yağları için kuyruğa girerdi halk, onların eskimiş teknolojilerini dayadığı 3. Dünya ülkesi idik ve fakirleşmeye mahkumduk, zenginleşiyor gibi görünürken.

Oysa zenginleşenler vatanı Amerika’ya pazarlayanlardı.

Borçlanmıştık anamızın karnındayken daha, Amerika’ya…

Ne almıştık ki, onlardan biz? Ruhuyla beraber bedenini de satacak kadar..

Aslında kocaman bir hiç… Koskoca memleketi tekbirlerle Amerika’ya sattı bu sözde islamcı Türkler…

Ve bunu biliyordu solcular, o yüzden Kahrolsun Amerika ve onun işbirlikçi hainleri diyorlardı, anarşik bir sesle…

Toprak işleyenin, su kullananın olmalıydı.

Tehlikeliydi bu iş ve halkında hoşuna gidiyordu her geçen gün..

O yüzden solculardan kurtulmalıydılar. En büyük engel solculardı ve ne zaman solcular gelir gibi olsa iktidara yağ, tuz, şeker, gaz, sigara yok olurdu piyasadan. Solcular böyleydi işte, hem dinsiz, hem bereketsiz.

Ve karaborsadan satardı fabrikalar el altından stoklarını müslümanca.

Ve elbette Amarika’nın büyük bir kini vardı Kıbrıs Barış harekâtından kalan…

Amerika’nın ambargosuna rağmen destan yazan bir ordu ve halk vardı orada….

Ama islamcı, milliyetçi ve Amerikancı İsmail Kahramanlar bu durumdan çok rahatsızdı. Gitmeliydi Komünistler Moskova’ya ve onlar özgürce kılmalıydılar namazlarını tekbir getirerek, Amerikan zırhlılarının önünde, satılırken vatan…

Hep komünistlerin yüzündendi kıtlık, Amerika bize yardım ediyor Komünistler engelliyor ve onlar olmasa Amerika bizi ihya edecek derlerdi ve solculara islam, islam, milliyetçi, milliyetçi saldırırlardı..

Amerika’nın yaptığı her şey İslama uygundu ve adeta bizden iyi müslümandı adamlar. Bizi çok seviyorlardı…

Amerikan uşağı iktidarlar, Amerikan uşaklarının darbeleri ile iktidarlarını ve satılmışlıklarını perçinlediler.

Solcu çocuklar her darbe döneminde dar ağaçlarında asıldı, işkence tezgahlarında kaldı ama hiç diz çökmediler Amerika’nın önünde .

Çorum’da, Maraş’ta, Sivas’ta hep halk düşmanıydınız, tekbirli islamcı milliyetçilerdiniz ve Amerikan uşağıydınız, elleri kanlı birer halk katiliydiniz ve tabi arkanızda hep kontrgerilla….

Ama iktidar hırsı ve  ona Amerikanın verdiği güçle, kendini dünya lideri görmeye başlayan adam arasında bir çatışma yaşandı.

Söz dinlemiyordu başa koydukları adam ve hep ben, illede ben diyordu.

Küçük bir ders verdiler ona. Hatırlatıyorlar, bu işin sahibi biziz diyerek hükmünün bittiğini, devrinin dolduğunu. Ama o direniyor ve ben olmazsam olmaz, gelin barışalım ortak bir yol bulalım diyor ama nedense olmuyor …

Dün Amerika’ya secde edenler, bugün yine yüz sürmeye, diz çökmeye, aman dilemeye gittiler ama nafile.

Amerika sizi gözden çıkarmış arkadaş, yerinize adam bile tayin etmiş ve nasıl oturttuysam öyle indireceğim seni o koltuktan diyor.

Belli ki çok kızdırmışsınız Amerikayı….

Araya ne aracılar girdiyse olmaz artık diyor, sen saatini doldurdun sana git dedik gitmedin.

Koltuk benim dedin, ve yedin, yedin doymadın, sen bir koltuk uğruna Fetullah hocanı hain ilan ettin.

Oysa o koltuğu sana biz emanet ettik, istediğimiz zaman alırız dedik…Verdiğimizle yetinmedin,hepsi benim dedin.

Kutlu yolumuzdan çıktın sen ve sonun geldi artık. Vakti saatin geldiğinde paşa, paşa gidecektin ama gitmedin.

Anlaşmayı bozdun yaptığının bedelini ödeyeceksin…

Şimdi Amerikan donanmasına secde eden  İsmail Kahraman’ın Başkanı, Rusya ile flört ediyor bir yandan.

Abdullah Gül ise bekliyor pusuda, ve işaret gelince Amerika’dan, şöyle bir kalkacak ayağa…

Tekbirlerle hizmet edecek yine Amerika’ya…

Ve Amerika’da soğuk duşlar alıyorlar şimdi gidenler. Türkiye’ye benzemez tabi oralar.

Sultanlık, saltanat Türkiye’de kaldı, kendi kendinizi karşılıyorsunuz, biriniz uçağın arka kapısından iniyor ve seramoni yapıyorsunuz, devlet protokolü dahi yok, gördün mü İsmail Kahraman?

Boşuna domalmışsınız bunca zaman.

Sadece kendiniz domalsaydınız iyiydi ama koca bir memleketi tarımar ettiniz Conilerin kucağında, işte o yüzden olmadı…

Ey İsmail Kahraman, damadın hülle ile boşanmış olsa da biz biliyoruz işin aslını.

O orada Amerika’ya secde ederken, sen Reisinle beraber şimdi Moskova’ya doğru döneceksin.

Çok akıllısınız ya!

Komünistler Moskova’ya diyordunuz ya, binlerce insanın kanına girdiniz, memleketi sattınız ya, düşün bir kere bugüne kadar domaldığınız Amerika’nın size yaptığını  ve bundan sonra Moskova ne eder onu bilemiyoruz işte.

Hadi İsmail kahraman al sahiplerini yürü bakalım Moskof gavurunun kucağına, Amerika yüz çevirdi şimdi size.

Farklı olacaktır herhalde Moskof’un oturtması Amerika’nın Coni’sinden, işte bunu da sen tadacaksın….

S-400’leri Rusya sana kendini Amerika’dan koru diye vermiyor……

Kaçınılmaz görünüyor sizin açınızdan bilesin…

Komünistler Moskova’ya gitmedi ama sen gideceksin….

Komünistler Moskova’ya secde etmedi ama sen edeceksin….

Unutmadık bilesiniz camiiye ”Welcome” geneleve ”Welcome” yazarak Amerikan zırhlılarının önünde tekbirlerle Amerika’ya domaldığınızı ve bu memleketi yine tekbirlerle parsel, parsel sattığınızı…

Unutmadık Vedat Demirci’yi, Turan Emeksiz’i, Taylan özgür’ü ve diğerlerini… 

Belkide piriniz Menderes seyrediyordur gökyüzünden sizi ve beraber tekbirlerle yarattığınız bu cehennemi….

Hoşçakal yarın….

 

 

 

 

 

Comments

comments

Bir Cevap Yazın

Top