Konumunuz
Ana Sayfa > Köşe Yazarları > Bülent Karagöz > Erdoğan nereye koşuyor? hızlı koşuyor ama finish noktası ondan hızlı koşuyor…

Erdoğan nereye koşuyor? hızlı koşuyor ama finish noktası ondan hızlı koşuyor…



 

 


 

 


 

 

Erdoğan son müfredat ve uygulamalar ile sınırları çok zorladığının farkında ama yinede aşırı bir şekilde yükleniyor.

Aynı anda bir çok yerden saldırıyor ve muhalefet ne yapacağını, ne diyeceğini düşünür haldeyken o bir başka yerden bir daha yükleniyor.

Arka, arkaya gelen bu hücumlar karşısında, hem halk hemde muhalefet şaşkın, bu kadar da olmaz ki modunda kalıyor…

Bakıyorsunuz, baş fetöcülerden birini Diyanet İşleri Başkanı yaparken, biri danışman oluyor, hemen ardından TEOG kalksın dedi iş oldu bittiye geldi, arada bir emniyet müdürü, üç beş asker, memur Fetö suçlaması ile göz altına alınıyor ama, valilikte neredeyse zikir töreni yapacak kadar ileriye giden vali hazretleri, sözüm ona Fetö avcısı….

İsmail Kahraman ve diğerlerine emanet edilen Fetö’nün damat prensleri gayet mutlu..

Ama gündem çok dolu ve kim neye cevap vermesi gerektiğini şaşırıyor, yetişemiyor Erdoğan’ın tahribatına, ani ve hızlı gerçekleşiyor herşey…

İki dudağının arasından çıkan kanun zaten öyle değil mi?

Bir yanda ormanlar yanıyor, bir yandan memleket, Barzani referandum yapıyor herkes referanduma Erdoğan tepkisi ne olacak derken, Erdoğan’ın ortağı Bahçeli, Irak’ı yerle bir ediyor, ama Erdoğan susuyor, şimdilik…

Nede olsa Barzani kadim bir dost ve Türkiye onunla gurur duyuyor. Eski dost düşman olmaz…

Şimdi sınıra asker gönderiyor, tatbikat yapıyor, yarın öbür gün Barzani, ben Erdoğan’dan çok korktum, referandumdan vazgeçtim derse şaşırmayın. Yada Erdoğan bazukayı alıp omzuna iki atış yapar ve Barzani güçlerini darmadağın eder.

Arada bir kaç Mehmet şehit olur, ama ne yapalım memleket meselesi…

Amaç Erdoğan ne kadar milliyetçi olduğunu ispatlasın ve Barzani için Erdoğan’ın iktidarda kalması önemli…

Sonra kim verecek? ona istediği her şeyi…

Amerika’ya gitti ilk gün, Nato Genel Sekreteri Stoltenberg ile görüştüğünü ve konunun S-400’ler ile Kuzey Irak olduğunu öğrendik o kadar.

Ha unutmadan birde İbadi ile telefon görüşmesi yaptı Amerika’dan..

Gazetelerde ziyaret ile ilgili başka hiç bir şey yok….Gayet sade bir ziyaret.

Saltanatımız için bir utanç vesilesi…..Rezil oluyoruz tüm sosyeteye…

Bu gidiş başka türlü bir gidişti zaten, ne yanında korumaları, ne özel arabası, ne yandaşlarla dolu kalabalık kafilesi, nede karşılayanı vardı.

Pek bir garip, pek bir mazlum görünüyordu Erdoğan..

Bu durum bana gözden çıkarılmış Afrikalı ve Latin Amerikalı diktatörlerin son ABD ziyaretlerinde gördükleri muameleyi hatırlattı.

Ve yandaş gazetelerde bile Erdoğan’ın gidişi hakkında öyle bangır bangır, methiyelerle süslü puntoluk bir durum yok.

Demek durum gerçekten vahim.

Erdoğan bu ziyaretinde pek bir mütevazi canım.

Neyse baştaki esas konumuza dönelim… Ne oluyor bu ülkede böyle yoğun saldırılar altında cumhuriyet ve çağdaş eğitim!

Acaba gider ayak, bozabildiği kadar bozmaya mı çalışıyor memleketin kimyasını.

Her şey allak bullak olmalı, yeniden düzeltmek imkansız olmalı,zaten oldu olacağı kadar devletin tüm kurumlarının hali ortada.

Ama Milli Eğitim en önemli konu, toplumu Araplaştırmak ve dejenerasyon oradan geçiyor en çok….

Ağaç yaşken eğilir… Kurmak istediği Erdoğan Hanedanlığı Şer i Devleti, bir an önce kurulmalı artık…

Yok edilmeli Cumhuriyet ve Atatürk’le ilgili çağdaş değerler….

Görüyor ki zaman daralıyor, çember de daralıyor ve biran önce ulaşmak istiyor, yaratmak istediği, hayallerinin Türkiyesi’ne.

Yani sonuna kadar hayallerimi gerçekleştirmek için çabalayacağım, vazgeçmeyeceğim diyor aslında.

Gidici olduğunu bile, bile kendisini ve ailesini korumak için, istediği şekilde bir Türkiye yaratmak ve gelecek nesillerini garanti altına almak için çabalıyor….

Yada, ben gidersem, yerle bir olsun bu memleket diye de düşünüyor…

Nitekim böyle imalarda çıktı ağzından, yani benden sonra tufan…..

Bu saldırganlığı aslında çaresizliğindendir…Yenildiğinin, başaramayacağının farkına vardıkça daha çok saldırıyor ve herkes şaşkınlıkla izliyor...

Hakikaten bu kadar da olmaz ki….

Şimdi 5000 tane ilk öğretim okulunu İmam Hatipe çevirmeyi düşündükleri ortaya atıldı.

İçinde ne olduğu belli olmayan bilgi ve bilimden uzak bir müfredat, yine aynı şekilde alakasız ders kitapları, aslında kitap falan hiç umurlarında değil, içindeki bilgiler yanlışmış, varsın olsun, ne olacak ki?

Zaten çocuklara bilgi aşılamak değil ki amaç…

Onun çocukların beynine kazımak istediği şey bambaşka…

Esas yapmak istediği şu, tüm ilk öğretim okullarını Kuran kursuna çevirmek. Ana okulları falanda sıbyan mektebi olmalı. Onun yaratmak istediği Türkiye bu.

Çember sakallı diplomasız militan hocalar, hoş şimdi diplomalı olsa ne olacak? Yandaşlar, yandaşlara her kolaylığı sağlıyor temin edilir.

Hani eskiden mahallelerde açılan Kuran kursları var ya, aynen öyle.

Çocuklara gericilik, müslümanlıkmış gibi öğretilmeli. Yani yobaz üretim merkezleri olmalı okullar…

İlim, Bilim hak getire deve sidiğinin ne menem şifalı olduğunu anlatır dururlar…

Kâfirlerin kafası kılıçla kesilir, ciğerleri yenilir, ganimet nasıl paylaşılır, kadın esirler ne yapılır, zina yapan taşlanır, kızlar okumaz, dört kadın nasıl alınır? kadın insan mıdır? Ölülerle ve hayvanlarla cinsel ilişki anlatılır, bolca badeleşmeler yapılır vs. vs..

İşte Işid’e, Müslüman Kardeşler örgütüne, El Nusra’ya Cihadçı militan yetiştirecek Kuran kursları olacak yani imam hatip okulları….

Eğitimin adı bu olacak arkadaşlar bu ülkede. İslamcı terörist yetiştirme ve eğitim merkezleri…

Türkiye’de eğitim sisteminin getirilmek istediği yer bu…

Zaten hali hazırda Işid’in en az yarısını, Türkler oluşturmuyor mu?

Fizik, Kimya, Biyoloji, Edebiyat, Matematik, Tıp, Mühendislik bunlara gerek yok, Allah’ı reddetmektir bunlara inanmak ve öğrenmek.

 

Erdoğan hanedanı var olabilmesi için, sorgulanmaması için bu ülkede Araplaşmış, kabile hayatı süren cahil imamların yönlendirdiği bir toplum gerek…

Ve tabi Müslüman Kardeşler Örgütünün finansörü Katar Emiri, o olmadan asla olmaz..

Hatta ilerleyen zamanda Erdoğan Hanedanı ve Katar Hanedanı, kız alıp vererek, akraba ilişkileri ile güçlendirdikleri ortaklıklarını daha geniş bir satıha yani tüm Türkiye ve Ortadoğu’ya yayabilirler….

Aynı Afganistan gibi Cihadçı üreten bir ülke ve bu cihadçıların kutlu komutanları Erdoğan ve Katar hanedanlıkları…….

Erdoğan bunu yapmak ve böyle bir ülke yaratmak istiyor ve bunun için çırpınıyor çünkü tek kurtuluşu burada.

Olmayacak ise, batsın bu dünya diyecek ve ülkeyi kaosa sürükleyecektir…

Yani Erdoğan sonun yaklaştığının farkında, kurtulmak için çabalıyor ve her geçen gün daha çok saldırıyor ama daha çok batıyor.

Şimdiden kadınlara ayrı trambüs uygulaması başlatıldı, okullarda kantinler ayrılıyor çok hızlı bir değişim yaşanıyor…

Yaratmak istediği her şeyi bir anda yapmak istiyor çünkü anlıyor ki fazla zamanı yok….

Peki ya Amerika, İngiltere bu işe ne diyor? Kısaca değineyim projelerine….

ABD gittikçe büyüyen bir tehlike olarak gördüğü, müttefik olarak güvenemeyeceği tutarsız günlük polikaları ile güven vermeyen Erdoğan ile devam etmek istemiyor.

Bölgede ABD ve müttefikleri Erdoğan Türkiyesi ile kendilerini güvende hissetmiyor…

Gerçi Rusya ve diğerleri de Erdoğan’a güvenmediklerini defalarca söylediler.

Anlaşılan o ki, Türkiye’yi giderek Afganistan’a çeviren ve giderek radikalleşen Erdoğan ile Afganistan’da yaşadıklarını tekrar yaşamak istemiyor.

ABD Kendi yarattığı Taliban ile bugün halâ çarpışıyor. İstediğini verimi alamadı radikal islam’cılardan..

Radikal İslamcılar ABD için tek kullanımlık bir silah oldu şimdi yaşanan Işid örneği gibi…

O yüzden, daha ılımlı ve tutarlı bir yol arayışında…

Sanıyorum 1.5 yıldır, Erdoğan’ı devirecek olan kişinin meral Akşener olacağı yönünde ABD ve İngiltere’de  ciddi yayın organlarında yazılar yayınlanmaya başlamıştı.

Türkiye’de Liberal, orta muhafazakâr ve milliyetçi kesimleri bir arada tutacak bir kutup olarak Akşener’i işaret ettiler hep…

Bunu başaracak gibi görünen Akşener muhtemelen en güçlü Başkan adayı olacak.

CHP iç kavgalarını ve örgütsel yenilenmesini bitirmediği ve kendini yeniden dizayn edemediği için sadece Kılıçdaroğlu’nun yetmeyen çıkışları ile ikincil duruma düşebilir.

Sanki görünmez bir güç CHP’yi bir sınırda kalması için zorluyor. Tam çıtayı aştı, önüne geçilemez derken bir yerde tökezletiliyor ve Kılıçdaroğlu yalnızlaştırılıyor…

CHP’nin önümüzdeki süreçte tavrı ve örgütlerinin işlevsellik kazanması büyük önem taşımaktadır. Muhalefetin çatısı ancak, CHP’nin üreteceği politikalarla bir arada durabilir.

Kürt vatandaşları sürece katmayan, dikkate almayan bir iktidar çok uzun ömürlü olamaz…

Belkide ABD’nin istediği de bu, çatışmanın bitmemesi ve bölünmenin kolaylaştırılması.

Bu konuyu bir başka yazıda inceleyeceğiz ama durum bu. Pasifize edilmek istenen ve aslında ülkeyi gerçek kurtuluşa götürecek güç olan CHP baskılanıyor, hedef gösteriliyor.

Tabi bu İktidar baskısından Akşener’de payını alıyor ama Kılıçdaroğlu’na başka bir şeyde yapılıyor sanki kendi etrafından da pres uygulanıyor.

Bir güç Akşeneri öne doğru itiyor…

Bir diğer yüksek olasılık ise Erdoğan tarafından sürekli gerilen ülkenin, bir iç karışıklık ve çatışmaya sahne olması.

Erdoğan’ın bir yandan buna hazırlandığı görülüyor ve uzun zamandır biliniyor. Radikal İslamcı mülteciler, milis ve militarist güçler, en son bu milisleri Tuğluk’un annesinin cenazesinde gördük.

ABD bu çatışmayı bir kıvılcımla başlatabilir, Türkiye’ye müdahele edecekleri ve ülkeyi istediği şekilde dizayn etme projesini de yabana atmamak gerekir.

Yani böylesi bir durumda, zaten her türlü hile ve şiddetin mübah sayılacağı ama Erdoğan’ın kaybedeceği 2019 seçimleri yapılamaz.

Yada bu seçimler çatışmanın ilk kıvılcımı olacaktır…Erdoğan kaybettiğinin farkına varınca Türkiye’yi bir ateşin içine atacak ve koltuğundan inmek istemeyecektir.

Ama her halükârda Erdoğan artık görüldüğü gibi, istemese de  çok sevdiği sarayından ayrılmak zorunda kalacak….

Hoşçakal yarın…..

 

 

 

Comments

comments

Bir Cevap Yazın

Top
Close