HALKIN SESI HAKLININ SESI
Işid’den temizlenen Suriye’ye neden dönmüyorlar? 

Işid’den temizlenen Suriye’ye neden dönmüyorlar? 

 tek kurşun atmadan teslim oldular…

 tek kurşun atmadan teslim oldular…

İnsanlar cahilleştirilirse böyle vahşileşirler…

İnsanlar cahilleştirilirse böyle vahşileşirler…

Bahçeli ve ekibi gittikçe yalnızlaşıyor…

Bahçeli ve ekibi gittikçe yalnızlaşıyor…

AKP Yöneticisinden Doktor şiddeti!

AKP Yöneticisinden Doktor şiddeti!

İyiki varsınız Cumhuriyet’in asil kadınları


 



 

Bazı insanlar asil doğarlar, ruhlarında vardır asalet. Ama kandan falan bulaşmayan cinsten bizim dediğimiz, yani aristokrasinin değil, halkının asil özelliklerini gerçek anlamı ile üzerinde taşıyan ender insanların, ruhlarının derinliğinden gelen tüm güzelliği ile dünyaya gülen gözlerle bakabilen, özel insanların asaletinden bahsediyorum. Yani en asil insanların asaletinden bahsediyorum.

 

 

 

Kandıra’nın Türkân Saylanı demek gelir hep içimden ona. Bir kaç yazımda da bahsi geçtiğinde öyle demiştim zaten. Şahsen tanısam da, bir samimiyetimiz olmadığından hiç oturup konuşamamıştık. Hep yazmak istemiştim onu  ve hep içimde ukde olarak kalan bu özlemi gidermek için cesaretimi toplayarak aradım, randevu talep ettim. Sağ olsun kırmadı ve Kandıra’ya gelirken eski dostu olan Diş hekimi, aynı zamanda eski milletvekili adayı şimdi ise CHP Çevre ve Sağlık komisyonu Başkanı olan kendisi gibi cefakâr Müzeyyen Topçu Tan hanımı da getirmeni istiyorum dedi ve gününü ayarladık.

 

 

Orta halli bir ailenin kızı olarak dünyaya geldiği Kandıra da, memleketi ve insanları için çok güzel işler yapmayı başarmış, halâ başarmaya devam eden, Cumhuriyet aşığı çağdaş bir Türk kadını Sevim Deren. Otoriter ama sevecen, bir kadının çocuğuna duyduğu şevkatle bakıyor tüm dünyaya.

 

Orta okulu Kandıra’da birincilikle bitiriyor. Hırslı ve çalışkan bir öğrenci, hiç kimse benden yüksek not almamalı diyerek yapışıyor yaşamın yakasına. Ve hiç kimse ondan yüksek not almayı başaramadı okulda.

Öğretmenleri ailesine gelerek mutlaka bu çocuk okumalı diyerek baskı yapınca kasap babaya, İzmit Lisesine yaptırıyorlar kaydını. Başarılı bir öğrencilik dönemi sonucunda ailesinin, özellikle ağabeyinin de isteği doğrultusunda İstanbul Üniversitesi Eczacılık fakültesini tek tercih olarak yazıp kazanıyor. Bu arada tam İdealist bir Cumhuriyet kadını ve Mustafa Kemal aşığı oluyor içi memleket sevdasıyla yanıp tutuşuyor.

 

 

Okul bitiyor ve Kandıra’ya geldiğinde önce biraz sıkılıyor, bir kaç gün içinde olsa arkadaşlarını görmeye gidiyor arada ama hedefinde siyasetçi olmak var, seviyor memleketi ve kabına sığmıyor, çünkü o büyük işler yapmak için yaratılanlardan.

Mesul müdür olarak işe başladığı eczanede çalışmanın yanı sıra yeni açılan Kandıra Lisesinde ders vermeye başlıyor.

Öğretmeni olmayan derslere girerken önce kapıda beş, on dakika yüzüne ciddi bir tavır takınmaya çalışıyor ve öyle giriyor sınıfa. Çok seviyor çocuklara bir şeyler öğretmeyi ve çocukları. Öyle güzel ilişkiler kuruyor ki o çocuklarla girdiği dersin öğretmeni geldiğinde çocuklar onu bırakmak istemiyor. Çünkü aynı toprağın, aynı kasabanın insanı ve öyle bir örnek teşkil ediyor ki onlara, onu gören çocuklar okumak ve onun gibi olabilmek istiyorlar.

çocukların ona bağlılığını gören yeni gelen öğretmenler ”ne var bu Sevim hanım da” diye sorduklarında, çocuklar ”siz hiç onun öğrencisi olmadınız ki” diye cevap verirmiş.

 

 

Bu arada politikaya da atılan Sevim Deren azmiyle engelleri aşarak İl Genel meclisi üyesi olmayı başarıyor. Öyle kolay değil bir sürü kurt siyasetçinin arasından gencecik bir kızın birincilikle İl Genel Meclisine girmesi. ve o başarının kazanıldığı gün ” beni Leyla Atakan Olarak takdim ettiler, çok gururlandım” diyor.

İl genel meclisinde iken başından geçen bir olayı anlatıyor, ”Kandıra’da çalışmış bir genel cerrah vardı, ameliyat ettiği hastaların  dikişlerini parasını almadan sökmem derdi. Onu şikayet ettim. O para istediği hastalar bana dert yananlar, yakınanlar sonradan aksine ifade verdiler, daha sonra bu adam Anıtparkta bir hastane açmak istedi ama böyle bir adamın yapacağı işten bu millete hayır gelmez diyerek buna engel oldum. Benimle çok uğraştılar bu yüzden. Doktorluk gibi kutsal bir mesleği böyle kirletenlerle hep mücadele etmişimdir.”

Milletvekili adayı oldum önseçim yapıldı ve 2. sırayı kazandım. Ömer Türkçakal, ferhan Şensoy, Yalçın Kuşkan ve Ensar Öğütle yarıştım ama vekil olamadık.

Sonra İlçe Başkanı adayı oldum Sefa beye rağmen 110- 52 oy alarak kazandım. Kurultay delegesi olmayan tek ilçe başkanı bendim. Siyaseten farklı olmamıza rağmen Sefa bey köylere her türlü desteği verdi çok güzel işler yaptık beraber.

 

 

”Belediye başkan adaylığımda yine ön seçimden çıkarak aday oldum. Kenan Evin ve Turan Sarı’nın aleyhte çalışmasıyla 30 oy ile seçim kaybettim. Sandık başında görev alacak öğretmenler oy kullanamıyordu ve iyi bir ücret alıyorlardı bu görev karşılığında. O görevi kabul etmediler ki sırf bana oy verebilmek için o ücretten vazgeçtiler. Bu kadar samimi çalışan insanlar varken aleyhte çalışan partililerin yaptığı, adına ne derseniz deyin bu davranış beni çok incitti. Ve bir daha aday olmayacağım” dedim.

”Kaybettiğim halde birçok yerden arkadaşlarım geldi beni ziyaret etti.”

Mustafa Öğrenin kazandığı seçimde ısrarlara rağmen aday olmadım sözümü tuttum.

 

 

Oysa ben Kenan Evin seçimi kaybettiğinde partim kaybetti diye ağlamıştım. O kadar emindi ki seçimi kazanacağından Kenan Evin Belediye de 40 kişilik kadro varken çocuklarımız diyeceğim insanları yerleştirmeden girdi seçime ve kaybetti. İnsanlarımız açıkta kaldı.

Ben o çocuklarımızı topladım ve İzmite Sefa Sirmene gittim. Onları İzaydaş gibi yerlerde işe başlattık. Sağolsun Sefa bey kırmadı beni ve halâ o insanları gördüğümde hatırlatırlar bana bu olayı. Ben bir Cumhuriyet kadını olarak partime hep sadık kaldım, doğru ve inandığım yolda yürüdüm, hiç bir leke almadan onurlu bir şekilde partim ve ülkem için mücadele ettim. Olayı kişiselleştirerek ben davası güdenlerin ihaneti yüzünden bugün ülkemiz ve kentlerimiz AKP tarafından yönetiliyor.

 

 

”Ben hiç partime ihanet etmedim. Kazanan CHP olacaktı. Partiye seçim kaybettirenleri affetmem mümkün değil. Kendileri için her şey yapanlardan olmadım” diyor, Sevim Deren derinlere dalarak. Ben bir an düşünüyorum Kandıra’nın bu günkü haline bakıyorum ve karşımda oturan yüreği sevgi ve hizmet aşkıyla tutuşan kadına bakıyorum, Kandıra ve CHP çok şey kaybetmiş diyorum.

Bir yanı tarıma, bir yanı hayvancılığa diğer yanı turizme dönük Kandıra bu gün böyle olmazdı. Çağdaş bir Avrupa kentini siyasal, sosyal ve iktisadi anlamda burada canlandırabilirdik. Toplumsal projelerle halkı kalkındırabilir, eğitim seviyesini çok yükseltebilirdik. Bugün yağmalanan ve yoksullukla yoğrulmuş topraklarımız değil, her alanda örnek olacak bir cennet yaratabilirdik. Dolayısıyla Sevim hanım kaybetmemiş aksine Kandıra ve CHP kaybetmiştir çünkü bugün bunun bedelini hepimiz ödüyoruz.

 

 

Hiç bir şeye ihtiyacı olmayan, hali vakti yerinde bir kadın Sevim Deren, tüm vaktini Kandıra’da geçiriyor. Hep orada kaldı. Eczanesinde hizmet veriyor, ÇYDD’de hizmet veriyor, halkın sorunlarıyla ilgileniyor çünkü Kandırayı çok seviyor. istanbulu da çok sevmesine rağmen o memleketinde kalmayı, orada yaşamayı tercih edenlerden.

Çocukları, kadınları, yaşlıları hiç Anıtkabiri, Dolmabahçeyi, Harbiyeyi, Çanakkaleyi, Uludağı görmemiş olanları köylerden alarak bakın böylede bir Dünya var diyerek, her gittiği yerde Mustafa Kemalin ayak bastığı, savaştığı, kaldığı, ülkeyi yönettiği hatıralarla dolu yerleri gösterip, ülkeyi nereden nereye getirdiğini anlatıyor.

Ve diyor ki benim gördüğüm her şeyi tüm insanlarımızın görmesini ve yaşamasını istiyorum, sadece benim yaşamam bana bir haz vermiyor tüm insanlık bunlardan faydalanmalı en az benim kadar yaşayabilmeli, gibi ütopik bir gayreti ve çabası da var.

 

 

Anıtkabir de onu anlatıyor, Harbiye de onu anlatıyor, Dolmabahçede onu anlatıyor, çocukları götürdüğü Lunapark ta onu anlatıyor. Sevim Deren insanlarını çok seviyor ve Mustafa Kemal’in yarattığı bu çağdaş ülkenin ne kadar değerli olduğunu anlatıyor, tıpkı çocukları Saygın ve Sanver’e anlatır gibi.

Ve kulağından hiç gitmiyor küçücük bir çocuğun dedesinin kulağına erişip ”dede Sevim teyze cennete gider değil mi?” diye sorması.

 

Kardelenlerine onu anlatıyor küçücük kız çocuklarını bağrına basarak hepsini Çağdaş Türkiye’nin birer öğretmeni, birer doktoru olarak görmek istediğini, ileride kardelenleri onların yetiştireceğini söyleyerek. Türkan Saylanı anlatarak büyütüyor çocukları.

O çocuklar ona şiirler yazıyor sevgi dolu, o çocuklar ona mektuplar yazıyor içinde Mustafa Kemal ve anne özlemi olan. Ve hiç biri asla unutmuyor birer kardelen olduğunu kendilerininde yeni kardelenler yetiştireceğini.

”Cehaleti ve karanlığı ancak böyle yenebiliriz. Binlerce, yüz binlerce kardelen yetiştirerek” diyor Sevim Deren. ”Evet kız çocukları okumalı, hemde çok okumalı.”

 

Okullarda Atatürk’ün adı unutturulmaya çalışılırken Sevim Deren Okulların Atatürk’ü unutmasına izin vermiyor. Üşenmeden, yorulmadan Atatürk köşeleri yapıyor, memnun olmasa da yönetenler. O inatla ama inatla bu okulların temellerini atan Mustafa Kemali götürüyor ve olması gereken yere özenle, ihtişamla koyuyor.

Yalnız bırakmıyorlar ama onu sevenleri, bu çağdaş Türk kadınına destek oluyorlar hiç bilmediği tanımadığı insanlar. Bağış yapan oluyor, şu okulunkini de ben yaptırayım diyenler oluyor. O zaman yalnız olmadığını anlıyor Sevim hanım ve ”halâ umut var” diyor.

Atatürk köşelerini açtığın da çocuklara şunu tembihliyor; ”okula girerken sağınıza mutlaka bakın çocuklar, orada bu ülkeyi kurtaran ve kuran Mustafa Kemal var, ona gülümseyin ve Atam izindeyiz” deyin diyor.

 

 

Onu eczanesinde köylülerle konuşurken seyrettim, onu evinde bizi ağırlarken seyrettim ve dinledim, günlerce konuşsa günlerce hiç usanmadan dinleyebileceğim çok ender insanlardan. Eczanenin başköşesinde Atatürk var, evinde o var, yüreğinde o var ve müthiş bir Cumhuriyet aşkı var. Onunla büyümüş, onunla eğitim almış ve onunla yaşamış.

 

Şu anki Kandıra örgütünün durumunu soruyorum çünkü ondan sonra ilk kez bir kadın ilçe başkanı görevde. Yani Kandıranın ilk kadın ilçe başkanı Sevim hanımdan sonra Gülay Eyisabuncular ikinci kadın ilçe Başkanı. Aynı zamanda Kocaeli’nin tek kadın İlçe Başkanı olan Gülay hanıma destek verdiğini söylüyor sevim hanım. Parti eskiye göre oldukça iyi durumda. Gülay hanım bir canlılık getirdi, iyi çalışıyor köylerle kurduğu ilişkiler iyi düzeyde kendisini destekliyorum dedi.

 

Evinde bir yandan çayımızı yudumlayıp diğer yandan arada beraber gittiğimiz müzeyyen hanım la konuşmalarını dinliyorum. Yanımızda benim küçük kızım Berfin ve arkadaşı Büşra Caba adını duydukları ama tanımadıkları bu Cumhuriyet kadını ile tanışmak için, nasıl röportaj yapıldığını görmek için bulundular. O gençlere öyle içten ve sevecen bakıyor ki sanki içinden ılgıt, ılgıt sevgi akıtıyordu onlara. Çok iyi bir ev sahibi ve çocuklarından bahsediyor, Sanver ve Saygın deyince gözlerinin içi gülüyor.

 

 

Saygın’ın geçen hafta düğünü olduğundan bahsetti, iyi bir evlilik yaptığını mutlu olduğunu onunla birlikte kendi mutluluğunu da anlattı. Mütevazi çocuklarım var, utangaç varlıklı olduklarını hep arkadaşlarından saklayan, onlardan farklı giyinmek ve yaşamak istemeyen dedi.

Arkadaşları onlardan soğur veya onların yaşayamadıkları hayatı yaşamaktan utanır gibi hareket ederlerdi hep dedi. ”Marka ve lüks merakım hiç olmadı. Ama bir mercedes araba almıştık, onunla okula almaya gittiğim oğlum bir daha beni bu araba ile almaya gelmeyin” dedi diye anlatıyor Sevim hanım.

 

 

Askerliği bittiğinde yine almaya gideceklerin de ”beni araba ile almayın, arkadaşlarım görmesin” diye  söylediğini hiç unutmuyor. Eşini kaybettikten sonra birbirine destek olan ve bir diğeri üzülmesin diye üzüntülerini bile birbirinden gizlemeye çalışan, bu iyi ve mütevazi insanlar umarım hep var olurlar. Varlık ile şımarmamış ve iyi eğitim almış çocuklar yetiştirmiş Sevim hanım ne mutlu sana.

 

 

Bir süre Müzeyyen hanım ile dertleştiler. Geçmişte yaşadıkları olayları andılar. Sonra fotoğraflara falan baktık bazen hüzün, bazen neşe ile anılar anlatıldı. Çok özel anlar yaşadık çünkü yeri doldurulamayacak bir insanla böyle doyasıya sohbet beni oldukça mutlu etti. Her şey için teşekkür ediyorum kendisine.

 

 

 

Bugün, kendisini hiçbir şekilde toplumdan ve doğduğu topraklardan koparmayan bu nadide insanı saygı ile selamlıyorum. Yazımın başında söylemiştim asalet ile ilgili bizim anladığımız asalet ruhta şekillenir, halkın asaletidir asıl olan odur. Sevim hanımın yaptıkları ve tüm çabası daha iyi bir toplum, daha iyi bir ülke ve sonsuza kadar yaşayacak Mustafa Kemal ile birlikte Cumhuriyet. Ve bu ülkeye, hele de bu günler de öyle çok gerekli ki Sevim hanım gibi kadınlar, anlatması çok zor. Keşke onlardan bir ordu olsa ve bu ülkeyi içinde bulunduğu karanlıktan kurtarsa.

Teşekkür ediyorum Sevim Deren bu güne kadar yaptıkların ve yapacakların için Ülkem ve Cumhuriyet adına.

 

 

 

 

 

  • Açıklama
  •     Bazı insanlar asil doğarlar, ruhlarında vardır asalet. Ama kandan falan bulaşmayan cinsten bizim dediğimiz, yani aristokrasinin değil, halkının asil özelliklerini gerçek anlamı ile üzerinde taşıyan ender insanların, ruhlarının derinliğinden gelen tüm güzelliği ile dünyaya gülen gözlerle bakabilen, özel insanların asaletinden bahsediyorum. Yani en asil insanların asaletinden bahsediyorum.       Kandıra’nın Türkân Saylanı […]
Döviz
BIST
108953
USD/EUR
1,1801
Amerikan Doları
3,491
Euro
4,1198
İngiliz Sterlini
4,4661
Japon Yeni
3,2076
Rus Rublesi
0,06035
SA Riyali
0,94167
Altın
144,2
Son Güncelleme: 24.08.2017 09:38
Üye Giriþi
  • Kullanýcý Adýnýz
  • Þifreniz
213 Sorgu Yapıldı. 3,240 Saniyede Oluşturuldu.