Konumunuz
Ana Sayfa > Köşe Yazarları > Arzu Erkan > Cam işçileri grev yasağına karşı direniyor. Haydi dayanışmaya…

Cam işçileri grev yasağına karşı direniyor. Haydi dayanışmaya…



 


 

2002 yılının Temmuz ayı. Kavurucu Temmuz sıcakları neredeyse adım atmayı bile zorlaştırır olmuş. Evin girişini bulmakta bile zorlandığınız, deyim yerindeyse üst üste ve bir gecede yapıldığından hiç kuşku duymayacağınız gecekonduları ile Rüzgarlıbahçe’nin daracık sokaklarında dolaşmaktayız. Rüzgarlıbahçe, Beykoz’un tepelerine kurulmuş, muhteşem deniz manzarası ile cam işçilerinin yoğun oturduğu mahallelerden biri. Manzarasının muhteşemliği ile birbirine bitişik evleri, dar sokakları, yetersiz alt yapısı tezat teşkil etse de insan “ah keşke bende burada yaşasaydım” demekten kendini alamıyor. Okulların kapandığı, çalışanlar için yıllık izin dönemlerinin başladığı yaz ayları durağan geçer hiç kuşkusuz. 2002 yılı Temmuz ayı, Rüzgarlıbahçe’de yaşayanlar için de, tüm Beykozlular için de durağanlıktan çok uzak. Kolay mı, Paşabahçe’ye adını veren, Beykoz sahilinin en ihtişamlı yerine kurulmuş, Beykozlunun, Rüzgarlıbahçelinin ekmek teknesi Şişecam kapatılıyor. Fabrikayı “verimsizlik” iddiası ile kapatma kararı alan Şişecam yönetimi, işçileri de 15 günlük ücretli izne çıkaracağını duyurmuş. Fabrikalarının kapatılmasına karşı çıkan cam işçileri ise üyesi oldukları Kristal-iş Sendikası ile fabrikayı terk etmeme kararı almış. Ekmek teknesini koruyan cam işçileri fabrikaya kapanmış, Beykoz’un, Rüzgarlıbahçe’nin yüreği de cam işçisi ile atar olmuş.

Üniversitedeki son senem. Rüzgarlıbahçe’de kapı kapı gezerek, mahalle sakinlerine cam işçilerine sahip çıkma çağrısı yapan bildiriler dağıtıyoruz. Mahalledeki neredeyse her evde hummalı bir çalışma göze çarpıyor. Kadınlardan kimi yaprak sarma yapıyor, kimisi poğaça. Sadece işçi aileleri değil tüm mahalle halkı fabrikasına sahip çıkmak için el birliği etmiş adeta. Saatler 20.30’a yaklaştıkça sokaklar iyiden iyiye hareketleniyor. Evlerin ışıkları birbir sönerken, ellerinde meşaleleri ile Rüzgarlıbahçeli sokakları aydınlatıyor. Kimse talimat vermiyor kimseye. Yürekler gibi ayaklarda birleşiyor. Adımlar sıklaşıyor, kollar birbirine kenetleniyor. Haklılığın, direnişin, dayanışmanın birleştirici gücüyle sel olup akıyor Beykoz’lu tüm mahallelerden Paşabahçe’nin önüne. Yürüyüş kollarının en önünde üzerlerinde Kristal-iş imzalı önlükleri ile cam işçileri. Ağızlarda aynı slogan. “Şişecam halkındır, kapatılmaz”… Beykozlu kadını, erkeği, genci, yaşlısı ile sahip çıkıyor fabrikasına. Bu şölen iki hafta boyunca, her gün aynı saatte 21.00’de tekrarlanıyor. Evlerde yapılan dolmalar, poğaçalar, börekler cam işçisinin direnişine katık oluyor…

Cam işçilerinin köklü bir mücadele ve direniş geleneği var. Ben burada sadece bizzat tanık olduğum 2002 yılındaki Paşabahçe direnişini aktarmaya çalıştım sizlere. Bu köklü geleneğin oluşmasında hiç şüphe yok ki, cam patronlarının ve dönemin Hükümetlerinin işçi düşmanı tutumu belirleyici. Cam patronları her toplu sözleşme dönemi işçilerin karşısına düşük ücretler ve esnek çalışma dayatmaları ile çıktı. Patronların dayatmaları karşısında grev hakkını kullanmakta hiç tereddüt etmeyen cam işçilerinin 2004 yılından bu yana ise çıktıkları grevler AKP Hükümetleri tarafından erteleme adı altında yasaklandı. Son olarak 24 Mayıs tarihinde bir kez daha üstelik işçiler daha greve dahi çıkmadan 21 Mayıs tarihinde AKP Hükümeti cam grevini yasakladı. AKP’nin iktidar olduğu tarihten bu güne sadece cam işkolunda değil metal, hava yolları, gıda gibi işkollarında çıkılan 12 grev bizzat Bakanlar Kurulu kararı ile “milli güvenliği ve/veya genel sağlığı bozucu nitelikte olduğu” iddiası ile yasaklandı.

Grev yasağına ve cam patronun dayatmalarına karşı Şişecam’ın Eskişehir, Bursa, Kırklareli ve Çayırova fabrikalarında fabrikayı terk etmeyen cam işçileri direnişe başladı. Talepleri kabul edilene kadar mücadeleyi sürdüreceklerini söyleyen işçiler önce 1 saat, şimdi ise 1,5 saat üretimi durdurdu. Cam patronlarına geri adım atmayacaklarını söyleyen işçiler, grev yasağı karşısında tam gün iş durdurmaya kadar çeşitli eylemler yapmaya hazırlanıyor. Sendikaları Kristal-iş şu ana kadar cam işçilerinin mücadelesini sahiplenen, büyüten bir tutum içinde oldu.

Peki, grev yasakları sadece cam işçisinin mi sorunu? Geçtiğimiz aylarda Birleşik Metal-iş Sendikası üyesi işçilerin EMİS’e bağlı işyerlerinde çıktıkları grev de Hükümetçe yasaklanmamış mıydı? Bu tutumla Hükümet 2017 yılı Eylül ayında başlayacak ve 150 bin işçiyi ilgilendiren MESS grup toplu iş sözleşmesi görüşmelerine de müdahale etmez mi? MESS kapsamındaki işyerlerinde greve çıkılmasına izin verilir mi? Öyleyse, hiçbir tereddütte yer vermeden grev hakkına sahip çıkan, fiili meşru mücadele hakkını kullanan Cam işçileri ile dayanışma zamanıdır. Diğer konfederasyon ve sendikaları cam işçileri ile dayanışma için harekete geçirmek için kolları sıvamalı, sadece destek ziyaretleri değil tüm işyerlerinde dayanışma eylemleri, dayanışma grevleri örgütlemenin zamanıdır.

 

 

Comments

comments

Bir Cevap Yazın

*

Top
Close