Konumunuz
Ana Sayfa > Köşe Yazarları > Bülent Karagöz > Özelleştirme ve devletin yokoluşu işte ondan hedef 2023

Özelleştirme ve devletin yokoluşu işte ondan hedef 2023


Ükemizde devletin tüm kurumları haraç mezat satılırken bahanesi zarar ediyor idi.

O kadar çok şey duyduk ki içerisindeki hammaddeleri, satın alınan fiyattan çok daha fazla ediyordu, tam bir yağma.

Duyduk ki kasasında ki çekler ödenilen bedelden çok, çok fazla imiş satılan işletmenin. Makinaları, araçları, binaları amorti veriliyordu yanında sanki.

Böyle sanki yangından mal kaçırır gibi elden çıkarıldı devlete ait işletmeler. Kentlerin tarihlerinde yer etmiş binlerce emeklisi olan işletmeler, şimdi yanından geçerken cız ediyor insanın içi.

Onlar savaştan yeni çıkmış genç Cumhuriyetin sanayi atılımlarıydı. Ülke ekonomisine çok büyük katkıları oldu. Kimseye boyun eğmeden kendisine gerekli temel ihtiyaçları ürettiler.

Sağ partilerin devleti idare etmeye  başlamasıyla buralar bir arpalık ve yağmalanacak hazine gibi kullanıldılar. Sonra başladılar özelleştirme olsun diye ağlaşmaya. sözde ekonomiyi düzelteceklerdi.

Neden? kendilerine yağmalayacak alan yaratacaklar ve yandaşlara peşkeş çekerek üzerinden komisyon alacaklardı.

Ve asıl amaç çok değer kazanmış, şehir içlerinde kalmış arazileri ve tesisleri yağmalamaktı.

Öylede yaptılar yağmaladılar. Haraç mezat eş, dost, yeğen, akraba herkes ticaret ehli ve sanayici oldu. Gerek oldu bir gecede KDV düşürüldü, bir gecede çıkarıldı, acayip rantlar sağlandı.

Hızlarını alamadılar ülkenin güvenliği açısından can damarı olan, her türlü müdahelelerine rağmen para kazanan, telekom ve petro kimya tesisleri aklınıza ne gelirse yok ettiler. Yabancı yatırımcılar için bir cennet yaratmaya çalıştılar.

Peki ekonomi düzeldi mi? Ne gezer yoksulluk, işsizlik diz boyu. Devletin kurduğu bu işletmelerde çalışırken işçilerin kazandığı tüm haklar birer birer ellerinden alındı ve alınmaya devam ediyor.

Sendikal haklara ve örgütlenmelere karşı kurulan sarı sendikalarla, işçiye,emekçiye karşı operasyonlar başlattılar. Sendikalar güçsüzleştikçe işveren için gün doğuyordu.

O yüzdendir ki sağ iktidarlar önce devletçi politikaları ve devletin üretim araçlarını yok ederek, işveren için bir cennet haline getirdikleri ülkede, işçi sınıfını bölüp, parçalayarak yoksulluğu büyütmüş ve demokrasiyi yok etmiş, ülkeyi üçüncü bir dünya ülkesi haline getirmişlerdir.

Tarım sektörü iflasta, hayvancılık aynı durumda, pul biberi bile ithal eder duruma gelmişken, uygulanan özelleştirme politikalarının aslında devleti bitirme ve yok etme projeleri olduğunu görürüz. ve gördükte, karşımızda duran tablo bu değil mi?

Zenginleşen politikacılar ve yandaşlar, haraç mezat satılmış, yolsuzluğa batmış bir memleket ve yoksul bir halk, tablo önümüzde.

Devletçilik terkedildiğinde ve üretim tamamen  özel sektöre, yabancı sermayeye devredildiğinde, kendi halkını asgari ücret denilen bir yöntemle açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edersen, çok ilginçtir ki acayip değerli bir yönetici oluyorsun. Bu kadar büyük kötülük yapan birisinin kahraman gibi görülmesi neye bağlanabilir?

Aynen ülkemizde olduğu gibi.  Kendini açlığa mahkum eden bir adamı destekleyen ve yaptıklarını onaylayan açlık ordusunun bu davranışının nedenini iyi bir incelemek ve celladına aşık olan bu orduyu uyandırmanın bir yolunu bulmak gerek.

Hedefledikleri devleti tamamen bitirme proje tarihi 2023’ü  tersine çevirmek gerek.

Bir ülkenin gelişmesi ve üretimin halk adına faydalı ve halk için kazanımları olabilecek ve lokomotif olacak yöntemin adıdır Devletçi politikalar. Tarımı, hayvancılığı ve sanayiyi hep diri tutar. Girdilerin dengeli olmasını sağlar, maliyetleri düzenler. Gerekirse subvanse eder. Taşaron çalıştırmaz işçinin alın terini çalıp bir yandaşa peş keş çekmez. Devlet vatandaşını bir mal gibi kiraya verdirmez. Kiralık işçi ne demek?

Dünyanın hiçbir yerinde Devlet üretimden el çektirilemez. Özel sektör % 50 nin üzerine çıkamaz. hele stratejik öneme sahip kurumlar hiç özelleştirilemez. Ve işçiye de hakkını bir tamam vermek zorunda kalır.

Yapılacak şey Rusya da olduğu gibi Devleti üretimin lokomotifi haline getirmeli ve görevimiz ülke insanlarını dünya standartında işe, aşa ve haklara kavuşturmak olmalıdır. Devletçilik budur ve bu olmalıdır. İşçi sınıfı kendini inkar eden ve onu köle olarak kullanan bu düzene karşı çıkacak bilince ulaştırılmalıdır.

İşçi uyanırsa dünya uyanır.

Hoşçakal yarın………….

Aşağıdaki haberde Rusya’da Devletçiliğin yükselişi anlatılıyor…

 

 


Rusya’da ekonomi devletin eline geçiyor

Rusya’da devlet firmaları, 2005 yılında GSYİH’nın yüzde 35’ini oluştururken bu oran 2015 yılında yüzde 70’e çıktı.

 

Rusya ekonomisinde devletin ağırlığı SSCB dönemindeki seviyelere dönüyor…

Ülkede kamu sektörünün Gayrı Safi Yurt İçi Hasıla’daki (GSYİH) payı 10 yılda iki katına çıktı. Devlet firmaları, 2005 yılında GSYİH’nın yüzde 35’ini oluştururken bu oran 2015 yılında yüzde 70’e çıktı. Batı basını ise bu duruma tepki gösterdi ve Rusya ekonomisinde olumlu sonuçlar getiren bu değişimi eleştirdi.

Türkrus’un haberine göre, Washington merkezli düşünce kuruluşu Atlantik Konseyi uzmanlarından Anders Aslund’un iddiasına göre bu durum yolsuzluğa kapı aralıyor, Rusya’nın toplumsal ve siyasi istikrarını tehlikeye sokuyor.

Project-Syndicate’de yer alan yorumda, Gazprom ve Rosneft gibi kamu şirketlerinin modern bir işletmeye sahip gibi görünmesine rağmen, aslında küçük bir grup suç ortağı tarafından yönetildiği öne sürülüyor. Eski KGB yetkilileri, bakanlar ve üst düzey görevlilerden oluşan bu grubun Putin’in şahsi temsilcileri gibi davrandıkları belirtiliyor.

Auslund, devlet şirketlerinin kamu çıkarlarına değil yöneticilerin kişisel çıkarlarına hizmet ettiğini yazıyor. Bu işleyişin devlet kapitalizminden farklı olduğunu kaydeden Auslund, “neo-feodal kapitalizm” ifadesini kullanıyor.

Comments

comments

Bir Cevap Yazın

*

Top
Close