Refarandum’dan sonraki gün, diyelim ki Başkan oldu

Ben bir insan,
ben bir Türk şairi Nazım Hikmet
ben tepeden tırnağa insan
tepeden tırnağa kavga, hasret ve ümitten ibaret…

Ben hem kendimden bahseden şiirler yazmak istiyorum,
hem bir tek insana, hem milyonlara seslenen şiirler.

 Hem bir tek elmadan, hem süpürülen topraktan, hem
zindandan dönen insan ruhundan, hem kitlelerin
daha güzel günler için savaşından, hem bir tek
insanın sevda kederlerinden bahseden şiirler yazmak
istiyorum, hem ölüm korkusundan, hem ölümden korkmamaktan
bahseden şiirler yazmak istiyorum

 

Referandum bitti diyelim yaşadığımız geçmiş tecrübelerimizi de toparlayarak kendimizi bir masalın içine atalım. Bakalım neler olacak Başkanlıkta neler olabilir bir düşünelim. Nelerle karşılaşır neler yaşarız deneyelim mi? haydi bir deneyelim. Ya böyle olursa ne yaparız diye düşünmekten kendimi alamadığım ve kaçamadığım bir konu bu;

Başkanlı bir Türkiye’ye açıyoruz gözlerimizi bu sabah tabi bir rehavet var tv de sabah haberleri akşamki balkon konuşmasını gösteriyor. Başkanımız, Beyefendimiz, haşmetlimiz arzı endam eylediler, yanlarında Valide Sultanımız ve Mahdumları, Kerimeleri aman Yarabbim Allah Nazarlardan saklasın, Yüce Rabbimin biz kullarına hediyeleri, bir yanda Şehzadelerimiz Diğer yanda Kerime hazretleri ve zevceleri, Allahım…  bu ne asalet, bu ne ihtişam diyerek, tekbirler getirerek anlatıyor. Yüz yıllık esaret bitti diyor dalkavukluğun dibine vuruyor iki karış sakallı spiker. Ne ara uzattınız lan bu sakalları diye soruyorum kendime şaşkın şaşkın bakıyorum.

 

Kanal değiştireyim diyorsun hepsi aynı yayını yapıyor 2 tane muhalif kanal vardı onlara bakayım diyorsun yok olmuşlar, anaa bu ne hız diye şaşırıyorsun. İnternet ten bakayım diyorsun, yok internet, sınırlı erişim, ofluyor sun.

 

En iyisi sokağa çıkayım gazete, ekmek alırım diye düşünüyorsun. Adımını attın ki bir bakıyorsun karşında sakallı üniformalı bir polis nereye diye soruyor. Gazete demeye kalmadan yasak diyor, Sıkıyönetim var, ev aramaları ve denetimler var tekrar geriye haydi bakalım.Olası bir ayaklanmaya karşı tedbir alıyoruz, hainleri temizleyeceğiz gir içeri diyor.

 

Mahallenin muhbirleri, üniformalı sakallı adamlarla ev ev geziyorlar anarşist olan ve olması muhtemel bütün muhalifleri topluyorlar, evleri arıyorlar. Her sokakta kamyonlar, nereye götürüldüklerini bilmeden bindiriliyor insanlar içlerine ite kaka……………Kadınlar ayrı, erkekler ayrı tabi, günah bir arada olması ve sakallı üniformalı, silahlı adamlar kadınlara bakıyorlar hangisine ilişsem diye malum ya, cihad da serbest böyle şeyler. Mücahitler hak sahibidir bu konuda.

 

Aynen Hitler dönemi Nazi Almanyası gibi, ne kanun var ne de nizam. O zaman da böyle ele geçirmişti tüm yetkileri Hitler.Halk kendi eliyle vermişti tüm egemenliği. Başkanın buyruğu yasa, Başkanın buyruğu nizam, Cihadçı SS’ler ve SA’lar dı  düzeni sağlayan.

 

Memleketin yarısı, Suriyeli cihatçı Polisler tarafından zaptı rapt altına alınacak, derdest edilecek. Aman Tanrım, Olur mu ki lan böyle bir şey. Olmaz mı? neden olmaz elinde bu yetki var, keyfinin kahyası mısın adamın. Canı ne isterse yapar, en demokratik hakkını kullanıyor sen verdin oyunla bu yetkiyi ona. İstediğini polis te yapar, profösör de, dekan da, bakan da, vekil de, hakim de kime soracak? sana mı? yok canım kimseye sormayacak, sen itaat edecek lüzumsuz bir varlıksın bu topraklarda temizlenmesi gereken, sana sormayacaklar artık hiç bir şeyi. Son kez sordular bitti, teslim ettin tüm yetkiyi.

 

Hele ki Alevi isen yandın kardeşim, direk temerküz kamplarına, fırın mı olur gaz odası mı? bilemem ama, insan kafasını bir şalgam gibi koparanlar bu rahatlıkla neler yaparlar tahmin bile edemezsin değil mi? Hani şimdi tutup, tutup salıverdikleri Işid’çılar var ya,  Her biri bir Yavuz Sultan Selim olur adeta, İdris i Bitlisi hocaları vermiş fetvayı bir defa yüzyıllar önce, yedi aleviyi öldüren cennete gider, Malı da, namusu da helaldir bu keferelerin diye.

 

Sonra kararname üzerine kararname efendim memleketin ekonomisi kötüye gidiyor kafirler yüzünden herkes günde dört saat bedava çalışacak. Maaşlar yarıya inecek malum ekonomi kötü. Sendikaymış, grevmiş yok öyle bir şey sultanımızın buyruğu ile ayarlanır her şey.

 

Ekonomi kötü Sarayın ve Devletin bekası için para gerek.  Herkes evinde ki altınını parasını devlete yani hünkarımıza bağışlayacak derse ya.

 

Olmaz mı? neden olmaz? engel mi var? Doları olan haindir demediler mi? Mal, Mülk, toprak, orman, deniz hepsi Saltanatındır derseler ki öyle olacak ne yapacaksın canım kardeşim?

 

İstedikleri yere Hes, İstedikleri yerde maden ocakları açarak çevreyi tamamen yok ederlerse korkusuzca, ki öyle olacak, ne diyeceksin o zaman, kandırıldık mı?

 

Yardakçı yandaşlar ellerini ovuşturarak, salyalarını akıtarak bekliyorlar o günü. Bu bahsettiğim yandaş sen olmayacaksın dün ne idiysen yarın daha beter olacaksın, sen o takımdan değilsin canım kardeşim. Sadece bir basit figüransın vereceğin oy kadar değeri olan.

 

Bu Dünya sınav yeridir burada cefa çekeceksin ki öbür Dünya da rahata eresin, burada fakir ol ki öbür tarafta cennete gidesin derseler, ne yapacaksın? var mı şikayet edebileceğin bir yer? Yok, neden? çünkü sen ona bu yetkileri verdin bir daha da nah geri  alırsın. Gittikçe fakirleşeceksin, gittikçe bir deri bir kemik kalacaksın, eti tavuğu unutacaksın, bir kuru ekmek, bulursan yanında da soğan yeter, sana çok bile canım kardeşim. Sultan sofralarının artıklarıyla besleneceksin.

 

Çocuklar, Okullar ne olacak? hemen anlatayım; her kes bir kere örtünecek, saçının teli gözükmeyecek. Gözükürse namus bekçisi polisler, ellerin de sopalar sokak ortasında döverek cezalandırılacak, yok sa cennete gidemezsin ey cahil kadın, kimse görmesin senin saçının telini. Fizik, Kimya, Biyoloji, Matematik yok sadece Kur’an, oda Arapça istemiyorsan gitme, sıkıyorsa çocuğunu gönderme. Olmaz diyorsun dimi? ya olur sa kime şikayet edeceksin? hangi hakime?

 

Diyelim ki ettin, bir karış sakallı hakim amca dersen kızabilir, kadı efendi demek caizdir. Dedin ki; efendim böyle böyle ben çocuğumun böyle eğitim almasını istemiyorum, buna bir çare bulun. Bu gün tüm okulları İmam Hatibe çevirmeye çalışanların Kadı efendisi ne diyecek sana?

 

Bakalım bir kara kaplı kitaba ; Haşmetli sultanımızın bu konuda ki kanununa bakacak ve sana diyecek ki; kardeşim kanun bu mecbursun çocuğunu böyle okutmaya, şu anda hakkın bile yok bunu sormaya, sorgulamaya.

 

Tabi diyeceksin ki ya olmaz böyle şey sen hayal görüyorsun koskoca Cumhurbaşkanına Sultan diyorsun hiç olur mu? 

 

Neden olmasın iki dudağının arasında değil mi her şey? ister asar, ister keser, istediği yeri satar, istediği yere termik santral yapar, istediği yere el koyar, devletin tüm parası da, mülkü de onundur, çünkü o Devlet’tir, istediği gibi harcar. Kim denetleyecek? kim dur diyecek? yok ki kardeşim öyle bir merci, ister kendine Sultan der, ister Süleyman ağzından çıktı mı tamam.

 

Yahu şimdiden ketenpereye almışlar kimse gıkını çıkaramıyor, çıkaran da ya fizana yada zindana gidiyor, ki bir de sen, Başkanlık geçince düşün neler yaparlar.

Meclis miş, Anayasa mahkemesiymiş hepsi kılıf ,canım kardeşim bunun adı bal gibi de Sultanlık, Padişahlık. Rahat mı batıyor sana? Mesela idam geri gelecek diyecek ve bir kararname yazacak geri getirecek idamı ve seni biri ispiyon edecek, diyecek ki bu adam Sultanımıza hakaret etti , kadı sana baktı ve senin duruşunu sevmedi derse ki asın bu zındığı, ne edeceksin? bir kararname yani bir buyruk yazdımıydı tamam, al senin mahkeme kararında bu, idam fermanın da. Hiç bir şey diyemezsin, gidersin bok yoluna.

 

Unutma yarın sende o iki dudağın arasın da can çekişeceksin, Sultanın veziri, Damadı falan olmayacaksın haaaa, Paşası, Ser askeride sen olmayacaksın sadece bir kapı kulu, hizmetkar olacaksın eğer bulabilirsen yalakaların içerisinde bir yer karın tokluğuna, talan edilirken ülken lütuf bekleyeceksin.

 

Mesela senin yaylan çok hoşuna gitti, üstünden geçerken uçakla, buraya bir köşk yapın dedi bana. Ya da yanında misafir gelmiş diyelim ki Katar Sultanı; ”derin bir ah çekip sultan, bizim oralar hep çöl, hep sıcak nede güzel serin  yaylalarınız var keşke benimde olsa, arada bunaldıkmıydı gelirdik” derse.

 

Gönlü bol Sultanımız lafımı olur, al sana 20 hektar deyip, tüm köyünüzün mülkünü verirse ne yapacaksın canım kardeşim. Başkan bu boru değil her sözü kanun kim bozacak. Sıkıyor sa yok de, hoş sana kim soracak, sıkıverirler ümüğünü bir dakika da. İyi düşün kıymetini bil elindeki bu nimetin, yeryüzündeki cennetin, Cumhuriyetini koru, inanma safsatalara, seni bölüp parçalayıp vatansız bırakacaklara.

 

İyi düşün fazla zamanın yok, Referandum bitince sana söyledikleri masallar da bitecek, işte o zaman göreceksin cehennemi, cenneti, bitecek o cennet masalları, şimdi bizimkinin bittiği gibi. Hep sıkıyönetim Hep OHAL 

 

Hoş çakal yarın…….