Konumunuz
Ana Sayfa > Köşe Yazarları > Bülent Karagöz > DEZENFORMASYON AMA YİNEDE / NO PASARAN

DEZENFORMASYON AMA YİNEDE / NO PASARAN

 

“”Biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
Sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
Anamız çay demliyor ya güzel günlere
Sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
Sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
Bu, böyle gidecek demek değil bu işler
Biz şimdi yan yana geliyoruz ve çoğalıyoruz
Ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını
İşte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz..”

 

Şimdi zurnanın zırt dediği yere geldik mi? geldik, peki nasıl geldik? 

 

Yıllardır yapılan dezanformasyon ve algı operasyonları memlekette yaşayan insanları artık olan biteni önemsemeyen, aman sende, bananeci bir topluluğa dönüştürdü.

 

Umursamıyoruz çünkü alıştık artık ama yutkunuyoruz.

 

İki ileri bir geri yöntemiyle oluşturulan algılarla mehteran’ın ilerleme kaydetme yöntemiyle ileri sürersin, baktın mırıldanmalar var bir geri gidersin. Sonra ne yaparsın? bir kılıfa sokup tekrar iki ileri, kılıfın içinde ne var kimse bilemez zaten umursamaz, aman sende boş ver, bana ne deyip geçerler, sen işini görmüş olursun. Kılıfın içinden geçiverir gider milletin bir yerlerine.

 

Yani şöyle ki  54 yasa maddesini bir torbaya koyarsın, 54 defa görüşülecek yasaları bir defada geçirirsin öne biraz makyaj, cila onu anlatırsın arkasında sakladığın kazığı dayayıp geçersin. Nasıl olsa okuyan mı var? içinde ne var diye düşünen kim koyver gitsin. Denizi doldur, sit alanını imara aç, ne istersen yap, ormanları yağmaya aç, müfredat değiştir,yolsuzlukları ört, örtülü ödeneği yükselt, ihtiyaca göre yasa üret. Yarın yetmezse yeniden yap. Anayasal suçmuş kim takar Anayasayı, işte size Babasını yapıyoruz bu daha iyi. Baba bu Baba…

 

Unutma taktik bu, iki ileri bir geri. Bursa milletvekili İsmail aydın mecliste konuşuyor beyefendi, efendim Anayasa’nın ilk üç maddesinin değişemez kuralını bir hukukçu olarak içime sindiremiyorum, diyor. Ardından yandaş tv’ ler de, yandaş prof.’lar, yandaş yazarlar gelecek kuşakların yaşamlarını bu üç maddeyle ipotek altına almamalıyız efendim, buna hakkımız yok diyorlar koro halinde.

 

Bunu Afganistan gibi olabilme ihtimalimiz varken neden tepiyoruz canım fırsatı dercesine söylüyorlar elbette, iç çekerek.

 

Neden canım siz mutlak i monarşi istiyorsunuz diye, siz Saray efradından olacaksınız diye, ben neden kul oluyorum benim kaderimi neden tesadüfen sultan olmuş bir adam tayin edecekmiş. Sen Saray dalkavuğu olacaksın diye biz yok mu olalım yani? hadi oradan densizler diyeceğiz yutkunuyoruz, mırıldanıyoruz.

 

İşte şimdi bu bir ileri’dir. Baktılar mırıldanmalar var hemen çark ettiler. Yahu biliyoruz tüm içinizde yatan yanıp, tutuştuğunuz esas konu bu, biliyoruz ama ancak mırıldanıyoruz elimizden şimdilik bu geliyor. Bu mırıldanma bile sizi korkutmaya yetiyor, hemen bir geri, dilim sürçtü efendim. Ben bilirim senin o dilinin sürçmesini, 97 yıldır sürçüyor o diliniz, uzadı, uzadı, uzadı….ne olacak bakalım. İki ileri, bir geri geldiniz bakalım bu günlere yavaş, yavaş,sinsi, sinsi…takiyye, takiyye, usulcacık.

Devletin tüm kurumlarını tarikat,cemaat yuvalarına döndürdünüz, hem ağladınız hemde yapacağınızdan geri durmadınız. Memnun musunuz?  

 

Her gün insanlar ölüyor, askerler ölüyor, çocuklar ölüyor, sınır kevgire dönmüş binlerce Işid’linin Ülkeye giriş yaptığını Irak haber veriyor, kim fetö’cü? polise operasyon, askere operasyon, asker Irak’ta kim kimle savaşıyor, kim kimle barışıyor, Suriye çıkılmaz bir bataklığa dönüştü 52 şehit verdik yutkunuyoruz, mırıldanıyoruz.

 

Esed birden Esad oldu yeniden. Allah, Allah ne oldu kırmızı çizgi ne diyecez? hep beraber amann sende.

 

Barış süreciydi ne oldu birdenbire Kürt kardeşler bir gecede Sayın Apo dediğiniz adam, neden tü kaka terörist oldu?

 

Uçak düştü herkes ben yaptım, ben yaptım diye yarışırken, yine bir anda hain terör örgütü Fetö düşürdü oldu? Ne diyecektik amannn sende banane ….

 

Suriyede askerimizi uçaklarla bombardımana tuttular herkes sustu hala kimin yaptığı belli değil, şehitlerimiz var. Susucaz yoksa vatan haini olursun. Yutkunup mırıldanıyoruz.

 

Kıbrıs Allaha emanet yırtınıyor insanlar kimsenin umurunda değil.

 

Her gün patlaması bombaların, gündelik hayatın olağan parçası oldu.

 

İyi bir şeyler düşünmeye çalışıyorum. iyi birşey yaptılar mı? diye, şimdi sayıyorum köprüler, kanallar, gemiler, hava alanları, hızlı tren kim kazanıyor halk mı? diye mırıldanıyorum. ha bir de İmam Hatipler, yetmedi normal okulları İmam Hatip yap, bol miktarda da cami, ne var başka? bilim yok mırıldanıyorum.

 

Satılabilecek herşeyi sattınız ve artık özelleştirme idaresini kapatalım, satılacak bir şey kalmadı demediniz mi?

 

Dezenformasyon sarmış her bir yanımızı. Milletin Meclise oy vererek gönderdiği  adamlar, artık aleni Anayasayı çiğniyor açık oy kullanıyor. Bu suçtur diyenlere acımasızca saldırıyorlar ve sana ne lannn diye bağırıyorlar, vah benim ülkeme vah.

 

Bu kadar hukuk tanımayan, yasa yapıcı adamların cehaletin esiri olarak ve ben fetö’cü değilim bakın dercesine birbirini çiğneyerek düştükleri durum ancak içimizi cızlatır ve kimlerin eline kalmış memleket diye düşündürmez mi seyreden insanları?

 

Milletin meclisin de söz alamayınca kendini mikrofona kelepçeleyen kadına cümbür cemaat saldıran kadınları görünce işte bu dur dedim. Protezli bir insana acımasızca saldıran mümine Fetö şaibelisi bir kadın, birden bire tekerlekli sandalyeye bağlanıyor boyunlukla on bir günde rapor alarak. Gözümüzün içine baka baka, yanında bakanları ve vekilleriyle poz veriyor biz enayilere. Merak ediyorum gerçekten bu halkı enayi mi sanıyorlar acaba? ya da onların durdukları yerden öyle mi gözüküyoruz?

 

 

Ve mırıldanıp yutkunuyorum. İki ileri, bir geri geliyor işte bakın devşirme yeniçeri ağaları.

 

 

Allem ettiniz, Kallem ettiniz geldiniz sonun başlangıcına, oysa bu Ülke, bu Dünya size de yeterdi bize de, götüreceğin iki arşın patiska. Korkarım onuda bulamayacaksınız bu gidişle, yanarım yanarım ona yanarım, boşa gidecek o ellerinizin emeği gözünüzün nuru beyninizin ışığı, dökülen hiç tanımadığınız o insanların kanları.

 

 

Meclisten geçti ama halktan geri dönecek, biliyorum çıldıracaksınız. Ne Dünya konjönktörü nede Ülke İnsanları, cehenneme çevirdiğiniz bir Ülkeyi daha da öteye götürmenize izin vermeyecek. Kimyamıza aykırı. Ben Halk’ım çağdaşlığı sizin hurafelerinize değişmem, İthal de etseniz tebanızı, beslemeleriniz de olsa yetmeyecek bizi kimse karanlığa mahkum edemeyecek. Bedelini çok ödedik ve gene ödeyeceğiz biliyoruz ama yinede geçmeyecek, sonu geldi, hemde kendiniz getirdiniz, aç göz’lülüğünüzün, bağnazlığınızın ve karanlık yarınlarınızın bu dünyada, bu yüzyılda yeri yok, kalmadı.

 

 

Siz duymuyorsunuz, Sarayların Kalın duvarları ve koruma Ordularınızın arkasında, ama iki ileri, bir geri bitti, biz duyuyoruz çünkü hep beraber mırıldanıyoruz karnımız guruldayarak yeter artık, gayrı yeter diyoruz.

 

Hoş çakal Yarın…..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Comments

comments

Top
Close