sistemin yozlaştırmaya çalıştığı kadınlar

 

 

Bir çoğumuz belki de arada düşünüyoruz dur, Acaba bu ülkede  kadına bakış açısı nedir?

 

Hani kadın denildiğinde ne algılıyoruz. Saçı uzun, aklı kısa bir varlık olarak görüp, ikinci sınıf muamelesi yapılacak bir canlı olarak mı varsayıyoruz? Yoksa ciddiyetle, birilerine karşı tehdit olarak görülüp, sindirmenin daha doğru mu olacağı kanaatindeyiz.

 

 

 

Yanlış anlaşılmasın sözlerim. Bende bir kadınım. Hani belki de zekamızın yüksek oluşu mu rahatsızlık veriyor?

Sürekli sorular soruyor lakin cevap almakta güçlük çekiyorum.

Atatürk’ün kurmuş olduğu ve atalarımızın kanlarıyla sulanmış bir toprağın üstünde yol almaya çalışıyoruz.

Bilindiği gibi Büyük Önderimiz Türk kadınlarına seçme ve seçilme hakkını vererek, hayatın her alanında var olmasını sağlayarak  kadınlarımızı ne kadar önemsediğini göstermiştir. Bizlerde bu hakkı sonuna kadar kullanma taraftarı olmalıyız.Yalnız bunu bilinçli yaparak hayata geçirmemiz gerekiyor. (Ve insan önce kendini önemsemesiyle, karşısındakini de önemsiyordu).

Şimdi asıl konu ne sizce?

Tabi ki geçtiğimiz günlerde mecliste, bir kadın vekilimize yapılan saygısızlık. Düşünün bir şöyle: sizin ailenizden birine yapılmış olsa ne tür bir tepki verirsiniz? Bir vekil, halkı temsil etmeye çalışan bir vekil ve bir kadın. Ne yazık ki gözler, bu rezalet denilecek olaya da tanık olmuştur. Kim bilir daha nelere tanık olmaya devam ederek , YOZ LA ŞA CA ĞIZ. Ülkenin gittiği yol,  izlediği rota nedir?

Günümüzde yönetim şeklimiz Cumhuriyet iken bunların olması, ileride başkanlık sistemi geldiğinde nerelerin olabileceğini düşünmek bile istemiyor insan. Koca bir ülkeyi, farklı inançların, kültürlerin,farklı etnik yapıya sahip insanların yaşadığı bir ülkeyi, tek kalıba sokmaya çalışmak, sadece iç çatışmalarının şiddetini arttırmaktan başka hiçbir şeye yaramayacaktır.

Gözlerinizde kime veya neye göre bir perde var ki bu denli pervasızlaşabiliyor, cahilleşibiliyor , Halkın büyük bir kısmını yok sayabiliyorsunuz. Farklılıklarımız aslında en büyük zenginliğimizdir. Tek bir iradenin dayatmasına ve dayatmalarına karşıyız.

Karşı olmalıyız. Duruşumuz asaletimizin pir parçası olmalıdır. Yoksa….???

Şöyle mi desek; karambole mi yaşıyoruz hayatı ıssızlar da, lal olmuş belkide dilimiz. Sindiriyorlar, sindiriliyoruz. Korku nedir bilmeden
Korkusuzca korkutarak unutturuyorlar. Sonra sı mı, unutuyoruz işte kendimizi..

Unutmamak için, hatırda kalmak için, çekinmeden söylemek gerekiyor. Şiddete, her türlü ayrımcılığa, kimden ve nereden  gelirse gelsin hep beraber hayır dememiz gerekiyor. Özgürlüğü elinden alınan insan, parmaklıkların ardında taşır umutlarını, düşmüş omuzlarında.

İnsanlar ölüyor, insanlık derin korku uykusunda.