Konumunuz
Ana Sayfa > Röportajlar > SARAYBAHÇE’DE BİR DOKTOR SİBEL GÖREN VE AİLE HEKİMLİĞİ

SARAYBAHÇE’DE BİR DOKTOR SİBEL GÖREN VE AİLE HEKİMLİĞİ

 

Bu hafta konum Aile Hekimliği.

 

Konuğum ise SARAY BAHÇE AİLE SAĞLIĞI MERKEZİ Hekim’lerinden Sibel Gören.

 

Uzun zamandır yazmak istediğim bir konu olmasına rağmen bir türlü vakit ayıramadığım, şimdi de gereği kadar irdeleyemediğim bu konuyu belki bu şekilde tartışmaya açarız ve yetkililer tarafından  eksikliklerinin, aksayan yönlerinin görülmesini sağlayabiliriz diye düşünüyorum.

 

Konuğum olmayı kabul eden Sibel Gören’i  İdealist, mesleğini seven hayat dolu bir insan olarak tanıdım. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdikten sonra Bozcaada’da göreve başlayıp daha sonra İzmit’te Santral, Yeniköy ve Saray Bahçe Aile Sağlığı Merkezi’nde mesleğini  devam ettiren bir Doktorumuz. 

 

Şanssızlığımızdan gündüz saatlerimiz uymadığından beşten sonra gelebildiği gazetemizde elektrikler kesildi ve telefonlarımızın ışığında gerçekleştirebildik söyleşimizi.

 

Aslında çok önemli bir konuydu ve toplum sağlığını yakından ilgilendirmesinden dolayı daha geniş bir zamanda enine boyuna konuşulup yazılması gerekirdi ama biraz yüzeysel de olsa sistemin eksik ve aksak yönleri hakkında bir fikir verebilir diye umuyorum.

 

Aile Hekimi olarak bu uygulamayı nasıl buluyorsunuz? diye sorarak başladık söyleşimize;

 

Aile Hekimliği esas itibarı ile mutlaka olması gereken bir uygulama diye başladı Sibel Gören.

 

Koruyucu Hekimliği ön plana çıkaran ve hastalanmadan önce alınacak önlemlerle vatandaşın sağlığını hastalığın ciddi noktalara gelmeden önlem alarak, engellemeye yönelik bir projedir aslında Aile hekimliği. 

 

Aynı zamanda Anne ve Bebek sağlığı konusunda özellikle başından başlayarak takip ve kontrollerle sağlık hizmetlerinin yerinde ve zamanında verilmesiyle çok faydalı bir görev üstlenmektedir Aile Hekimliği kurumu.

 

Ancak sürekli değişen kararnameler ve üzerimize yıkılan angaryalar ile üstlenmiş olduğumuz misyonu tam anlamıyla yerine getirmekte zorlanıyoruz.

 

Bizimle aslında ilgisi olmayan ama sınırlarımızın içinde olmadığı halde bir mevzuat değişikliğiyle bize yaptırılan, Aile Hekimliğiyle uzaktan yakından hiç bir alakası olmayan bu angarya işler hem vakit kaybına hemde alanımızdan uzaklaşmamıza neden oluyor.

 

Deneme tahtasına döndük, keyfi uygulamalar ve belirsizliklerle dolu bir mevzuat var.

 

Örneğin Belediyenin Tabib’i olmasına rağmen Defin Ruhsatlarını bize yaptırmaları, iş yerlerin de doktor bulundurma zorunluluğu varken uydurmak için işçi sayısı çıkardılar ve bize yüklendi, Adli Tıp’ta nöbet yazılması, silah ruhsatı raporları gibi konumuz dışında getirilen birçok zorlamalar Uygulamaya büyük zarar veriyor. Ehliyet raporlarını aile hekimi verecek diyor mesela ama istenen tetkikleri yapacak mevzuat sistemi yetersiz onu kapsamıyor. Esas görevimizi yapamaz hale geliyoruz.

 

Bir yandan da Hukuk öğrencisi olduk sürekli değişen ve birbirini desteklemeyen mevzuatları, KHK’ ları analiz etmekle ve yönetmelikleri incelemekle çok zaman kaybediyoruz.

 

Standartizasyon yok. Bir çocuğun eline alıp orasını burasını kırdığı bir oyuncak gibiyiz, sistem de böyle.

 

Yüklenen bu angaryalar ve kabullenmediğimiz durumlar da ceza puanı sistemi giriyor devreye eğer sizden hoşnut değillerse 200 ceza puanını keyfi olarak ciddiyeti olmayan şeylerle doldurabilir ve sözleşmenizi fesh edebilirler.

Bu hep bir tehdit unsuru olarak Demokles’in kılıcı gibi sallanıp duruyor tepemizde.

 

Hastalar ile ilişkileriniz nasıl? hangi sorunları yaşıyorsunuz?

 

Hastalarımız’la genellikle samimi ve düzgün ilişkilerimiz var ancak yaşadığımız bir çok sorun da oluyor. Bunu eğitime bağlıyorum. En büyük sıkıntı istediği her şeyi bizim çözebileceğimizi sanarak bizim sınırlarımızı bilmemelerinden kaynaklanıyor.

 

Tedavi takibinde zorlanıyoruz arıyoruz, çağırıyoruz gelmeyenler oluyor. Tutanak tutmamız gereken durumlar da hastaya ulaşamıyoruz. Yani biz peşinden koşuyoruz hasta için hiç bir müeyyide yokken bizim için bir çok şikayet ve bir ihbar mekanizması çalıştırılıyor.

Yönetenler halka şirin gözükmek için günah keçisi olarak Sağlık çalışanlarını gösteriyor. Oysa sorgulanması gereken sistemin kendisi.

 

Doktor seçme hakkı var eğer bir Doktor’dan veya sağlık ocağından memnun değilse bir başka Doktor veya Sağlık Merkezine geçiş yapabiliyor. Şikayetlerini bildirebileceği yerler var ve bunu bize tehdit unsuru olarak kullanıyorlar.

 

Hiç Şiddet’e maruz kaldınız mı? Temel nedeni nedir bu şiddetin?

 

Tartışmalar yaşadık tabi, mahkemelik olduğumuz çok olay var. Dediğim gibi sistemin tüm eksiklikleri Sağlık çalışanlarına ve Doktorlara fatura ediliyor hedef gösteriliyoruz. Sağlıkta performans olmaz, hele acillerde hiç olmaz. Mesela ilgilenmemiz gereken hasta sayısı Avrupa ülkelerinde 20 li rakamlar iken Türkiye de 100 ün üstüne çıkıyor.Tamamen yanlış bir uygulama, Özelleştirme de öyle, uzmanlar tarafından disiplinli bir devlet kontrolü olmayan özelleştirmeler, amacından uzaklaşır ve hastahaneler ticarethaneye dönüşür. Kesinlikle olmaması gereken bir durumdur. Görüntü olur ama içerisine girdiğinizde çok kalitesiz, göz dolduran ama içi boş bir çok şeyle karşılaşırsınız.

Mobil olarak görev yapan arkadaşların durumu bizimkinden çok daha kötüdür. Nerede neyle karşılacaklarını bilmeden hizmet vermeye çalışıyorlar. Her an tehdit altındalar. Hiç bir güvenlik önlemi yok.

 

Mahkemelik olduklarımız var demiştiniz

 

Evet beni en çok şaşırtan şu oluyor hemen her seferinde de yaşıyoruz bu durumu;

 

Yaşadığımız tartışmalarla mahkeme de verilen yazılı ifadeler birbirinde çok farklı, insanların gözüne bakarak ne kadar rahat yalan söyleyip iftira atabildiklerini her seferinde şaşkınlık içinde izliyorum.

Ciddi bir eğitim sorunumuz var. Saygı yoksunluğu ve cahilleşmenin bu kadar üst seviyeye çıktığını görmek beni çok düşündürüyor.

Özel güvenliğimiz yok saldırılara maruz kalıyor ve bu sıkıntıyı sürekli yaşıyoruz. Örneğin saldırgan şahıs karakola götürülüp ifadesi alınıp serbest bırakılıyor ve karakolda bizi arayıp dikkatli olun diyorlar. Ne yapabiliriz böyle bir durumda, saldırgan için hiç bir caydırıcı ceza yok, onun her an saldırıp hırsını alabileceği kurban durumundayız.

Sistemin yanlış işletilmesinden dolayı bir tükenmişlik var kopuşlar yaşanması muhtemel bir durumdur.

 

Çalışma prensibi nedir Aile Hekimliği Uygulamasının?

 

Sağlık ocakları kurulacağı yerin tespiti ve atanan hekimin sorumluluğundadır. Tüm ihtiyaçlarımızı biz temin ediyoruz işin bu kısmı aslında çok yanlıştır biz Doktoruz, Tüccar değiliz o yüzden bu işleyişe karşıyım.

Zaten ne tam olarak özel ne de Devlet, ne olduğumuzu biz de bilmiyoruz. O an hangisi işlerine geliyorsa bize o kimlikle değerlendiriyorlar.

 

Bir Doktor olarak aldığınız maaş sizi tatmin ediyor mu?

 

Aslında olması gerekenden çok düşük ücretlerimiz, yapılan zamlar, kat sayılarımızla sürekli oynandığı için maaşımıza yansımıyor. ücretlendirmeler hak ediş olarak yapılıyor ve standartların altında kalıyoruz.

Maaşın düşük olmasından dolayı emekli olamıyoruz örneğin, sağlıkta yıpranma payımız emekliliğe yansımıyor ve alan da yok.

Çalıştığınız Sağlık Görevlileri yeterlimi?

 

Çökmüş bir sağlık sistemi var.

Daha önce ebe, hemşire ve saağlık memuru olarak nitelik sahibi arkadaşlar, Aile Sağlığı Elemanı olarak etiketlendiği  için arkadaşların ciddi bir kimlik sorunu vardır. Arkadaşlarımız değersizleştiriliyor. Bir an önce statülerinin belirlenmesi ve saygınlık kazandırılması gerekiyor.

Bu özel Sağlık kurumlarında yetiştirilen Sağlık görevlileri yeterli eğitim ve stajı alamamakta hatta staj yapacak yer bile bulamamaktadırlar. Bundan dolayı Devlet bu işi üstlenmelidir Özel kurumlardan yetişen arkadaşların dallarında uzman olmaları çok zaman almaktadır. 

Sendikal haklarınız var mı?

 

Evet Sendika hakkımız var hatta bir de sendikamız var.

 

1.Basamak Sağlık Çalışanları Birlikte Dayanışma Sendikası

 

1500 üyesi olan ama etkin bir taşıyıcı rol oynayan bağımsız bir Sendika. Aktivist ve tetikleyici yiz. 14 Mart’ta 3 yılımızı dolduracağız.

Cumartesi nöbetlerini protesto ettik ve gitmedik açılan davaların hepsini kazandık.

Aynı zamanda Aile Hekimleri Derneğimiz var ve Başkan yardımcısı olarak görev yapıyorum. diyerek bitirdik söyleşimizi.

 

Sibel Hanımla elektriksiz bir ortamda sıcak bir çay bile ikram edemediğimiz ama keyifli bir söyleşi yapmış olduk. Kendisine teşekkür ediyoruz ve Sağlık Emekçilerinin, Doktorların her zaman yanlarında olduğumuzu belirtiyor ve Herkese eşit hizmet anlayışı ile özveriyle çalışan idealist arkadaşlarımızı selamlıyorum.

Hoşçakal Yarın….

 

 

 

 

 

 

 

 

Comments

comments

Top
Close